🦪 Fabl Türünde Kısa Bir Metin
2 Öğretici Metinler Konu Anlatımı ve Özellikleri. 2.1 Tarihi metinler. 2.2 Gazete Çevresinde Gelişen Metinler. 2.3 Kişisel Hayatı Konu Alan Metinler. 3 Sanatsal (Edebi) Metinler Konu Anlatımı ve Özellikleri. 3.1 Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler. 3.2 Olay Çevresinde Oluşan Metinler.
1- Bu linkten Metin2 kayıt sayfasına giriş yapıyoruz. 2- Açılan pencerede sırayla e-mail adresinizi, oyunda kullanmak istediğiniz bir nicki, ve istediğiniz bir şifreyi giriniz. 3- Bilgilerinizi girdikten sonra açılan pencerede, güvenlik için resimde beliren rakam ve harfleri giriniz. 4- Güvenlik kodunu girdikten sonra Metin2
Eski Yunan’daki fabl ve kısa romanslar, “Bin bir Gece Masalları” öykünün habercileridir. Ama öykü ancak 19. yüzyılda romantizm ve gerçekçilik akımlarının yaygınlaşmasıyla edebi bir tür haline gelebilmiştir.
Metin: Ayda Bir Küçük Serçe Şiir türünde yazılmış bu metin 5.sınıf öğrencileri için biraz uzun olmuş. Metinde bir serçenin yolculuğu anlatılmakta. Somut işlemler döneminde olan 5.sınıf öğrencileri için soyut ögelere pek yerilmemiş şiirde. Şiirin dili de öğrencileri zorlayabilecek seviyede değil.
Aslında tasavvufi ve alegorik bir metin olan bu eser de fabl türüyle ilişkilendirilebilir. Türk edebiyatında fabl türünün ilk örneği 15. yy.’da Şeyhî tarafından yazılan Harnâme’dir. Tanzimat’tan sonra Batı etkisinde kalarak Şinasi, Ahmet Mithat Efendi ve Recaizade Mahmut Ekrem fabl çevirileri yapmıştır.
Yazarlartam metin dosyasında tüm düzeltmeleri sarı renkte vurgulanmış olarak belirtmelidirler. Revize edilmiş tam metin dosyası "Tam metin dosyası" türünde sisteme yüklenmelidir. Yazar Cevap Mektubu. Yazarlar, her bir yorum için geri bildirimlerini ayrı bir mektupta yazmalı ve revize edilmiş makale ile birlikte sisteme
Ağustosböceği ile Karınca. Karınca çok çalışkanmış; yazın sımsıcak günlerine aldırış etmeden kışa hazırlık yapıyor, hiç durmadan çalışıyormuş. Bulduğu tüm yiyecekleri kilerine götürüyor, kış için erzak topluyormuş. Ağutosböceği ise bir ağacın gölgesinde uzanmış, elinde sazı şarkı söyleyip
FV8rAtt. FABL Bir tür küçük öyküdür. Olaya dayalı bir anlatımı vardır. Yaşamdan alınan küçücük kesitler, hayvanlar ya da bitkiler arasında geçmiş gibi anlatılır. Bugün daha çok çocuk edebiyatında yer alan fablların, toplumu eğitici; örneklendirme ile kötü davranışlardan caydırıcı özelliği ile eskiden büyükleri eğitmede de kullanıldığı sanılmaktadır. "Fabl" sözcüğünün kökeni Latince "hikâye" manasına gelen "fabıla"dır. Fakat bu sözcük zamanla bir ahlâk ilkesi veya davranış kuralını anlatan kısa sembolik simgesel bir hikâye türünün adı olmuştur. Fabllarda öğretici didaktik bir amaç güdülür, gündelik yaşamla ilgili dersler ve öğütler verilir. Okurlar çoğu zaman verilen dersin veya öğüdün ne olduğunu anlamakta zorluk çekmezler. Çünkü bu ders veya öğüt eserin bir yerinde, çoğu defa sonunda, bir atasözü ya da özdeyiş biçiminde açıkça belirtilir. Fabllarda basit ahlak ilkelerine değinildiği gibi insanların birçok kusurlu yönüne de dikkat çekilir. Fabllarda soyut konular, olay planıyla hem somutlaştırılarak hem de hareket kazandırılarak işlenir. Olaylar bizi güldürürken eğitir. İnsanlar arasında geçen iyi-kötü, cesur-korkak, dürüst-ikiyüzlü, gözü tok-aç gözlü... ve benzeri çatışmalar; bu niteliklerin yakıştırıldığı hayvan kahramanlar arasında geçmiş gibi gösterilir. Fablın da dört öğesi vardır kişiler, olay, zaman, yer. * Kişiler Fablın konusu olan olay, kişileştirilmiş en az iki hayvanın başından geçer. Bunlardan biri iyi ahlaklı bir tipi, diğeri ise kötü ahlaklı bir tipi canlandırır. Fablda ikinci derecede kişiler çok azdır, bazen yoktur. Kişi betimlemesi yoktur. Kahramanlar arasında tilki varsa biz onu kurnaz insan yerine koyarız; aslan varsa cesaretine güvenen biri yerine koyarız. Kısa olay bile bütün yönleriyle değil, yalnızca fabla konu olan yönüyle tanımlanır. Derinlemesine duygu çözümlemelerine yer verilmez. Fabllarda bir de anlatıcı kişi vardır. Bu kişinin de betimlemesi yapılmaz, cinsiyeti verilmez. Anlatıcı kahramanları izler, dersini alır. Böylece dinleyen ile aynı görüşü paylaşır. * Olay Fablın konusu insan başına gelebilecek herhangi bir olaydır. Olay, kahramanın eyleme dönüşmüş beğenme, istek, özlem, öfke, korku... gibi tutkuya dönüşmüş duygularından doğar. Fablin gövdesini bir olay oluşturur, asıl önemli olan fablın anlatılış nedenidir. Buna "ders" denir. Fabl planı dört bölümdür Serim, düğüm, çözüm, öğüt. Serim Olayın türüne, çıkarılacak derse göre kişileştirilmiş hayvanlar ve çevre tanıtımının yapıldığı bölümdür. Düğüm Olay o çevrede verilmek istenen derse göre gelişir. Kısa ve sık konuşmalar vardır. Hemen birkaç konuşma ile olay düğümlenir Çözüm Olay beklenmedik bir sonuçla biter. Fablın en kısa bölümüdür. Öğüt Ana fikir bu bölümde öğüt niteliğinde verilir. Bu bölüm kimi zaman başta, kimi zaman sondadır. Kimi zaman da sonuç okuyucuya bırakılır. * Yer Betimleme yapılmaz fakat çevre çok iyi verilmelidir Orman, göl kenarı, yol... gibi. Olayın geçtiği yer olayla birlikte değişebilir. * Zaman Her olay gibi fabldaki olay da bir zaman diliminde geçer. Kronolojik zaman kullanılır. Ayrıca fabllar Teşhis ve intak sanatları üzerine kurulmuştur. Fabllar manzumşiir veya nesirdüz yazı biçiminde yazılabilirler. FABL TÜRÜNÜN GELİŞİMİ Batıda ve dünyada ilk fabl yazarı olarak Frikyalı Aisopos Ezop gösterilir. Ezop’un 620–650 yılları arasıda yaşadığı ve baskıcı bir yönetim yüzünden düşüncelerini küçük hayvan hikâyeleri ile anlattığı söylenmektedir. Ezop'un fablları MÖ 300 yılında derlenerek yazıya geçirilmiştir. Doğuda ilk fabl örneklerine eski Hint edebiyatında MÖ 200 yıllarında Pançatantra masallarında rastlamak mümkündür. Ancak çok daha sonraki yüzyıllarda MS 100–150 ortaya çıkan bu eserin yazarının kim olduğu ve hangi yıllar arasında yaşadığı henüz bilinmemektedir. Bu türün diğer örneği ise MS 300 yılında Beydeba tarafından meydana getirilmiştir. Beydeba, Kelile ve Dinme adlı eserini Debşelem adlı Hint hükümdarı zamanında yazmış ve ona sunmuştur. La Fontaine, Ezop’un ve Beydeba’nın Latinceye çevrilmiş eserlerinden ve yine kendisinden önce yaşamış, Phaedrus, Planudes, Edmund Spencer gibi şairlerden yararlanarak Fabl türünde usta eserler meydana getirmiştir. Fars edebiyatında yüzyılda yaşamış ve toplumsal eleştirileriyle ilgili eserler kaleme almış olan ünlü mizahçı Ubeyd-i Zakanî ve 11/16. yüzyılda hayatını sürdürmüş olan Muhammed Bakîr Meclisî’nin Fare ile Kedi Muş u Gurbe adlı eserleri vardır. Sadi’nin Gülistan ve Bostan adlı eserlerinde hayvan hikâyelerini anlatan birçok örnek mevcuttur. James Thurber ve İngiliz George Orwell çağdaş fabl yazarlarıdır. TÜRK EDEBİYATINDA FABL Türkçedeki ilk örneği Harname'dir. Ahmet Mithat, Kıssadan Hisse adlı eserini ahlakî gaye güderek yazmıştır. Bu eserde yazar, Ezop’tan, La Fontaine’den yapmış olduğu çevirilere ve kendi yazmış olduğu fabllara yer vermiştir Recaizade Mahmut Ekrem, La Fontaine’den Horoz ile Tilki, Kurbağa ile Öküz, Karga ile Tilki, Meşe ile Saz, Ağustos Böceği ile Karınca gibi birçok çeviri yaparak bu alanda Türk Edebiyatına katkıda bulunuştur Ali Ulvi Elöve Çocuklarımıza Neşideler, adlı şiir kitabında La Fontaine, Victor Hugo, Lamartine’den yaptığı çevirilerin yanında, yine bunlardan esinlenerek yazdığı fabl türü şiirlere de yer vermiştir. Nabizade Nazım’ın Bir Sansar ile Horoz ve Tavuk adlı eseri vardır Tarık Dursun K.’nın fabl üzerine birçok eseri mevcuttur. La Fontaine, Ezop ve Krilov’dan çeviriler yaparak yayınlayan yazar, hayvanlarla ilgili birçok hikâye de yazmıştır. Nurullah Ataç, Orhan Veli Kanık, Ömer Rıza Doğrul, Kemal Demiray, M. Fuat Köprülü, Vasfi Mahir Kocatürk, Siracettin Hasırcıklıoğlu, Sebahattin Eyüboğlu fabl türü ile ilgilenmiş çeviri yapmış, araştırmalarda bulunmuşlardır. FABL ÖRNEKLERİ Görmüş geçirmiş, anasının gözü bir horoz Tünemiş bir ağacın dalına. Kurnaz tilki, sesini yumuşatarak, ona Dedi ki “Kardeşçiğim, artık dostuz; Barış oldu hayvanlar arasında. Müjde getirdim sana, in de bir öpüşelim; Ama Allah aşkına oyalanma; Çünkü bilirisin ya, başımdan aşkım işlerim. Oysaki siz serbestsiniz daima, İşleri düşünemeyebilirsiniz; Hem artık siz bana yardım da edersiniz. Ama kuzum, in de aşağıya bir Doya doya öpeyim gözlerinden” “Kardeşim” dedi horoz, “Bu mutlu haberinden Daha güzel bir haber almazdım şüphesiz. Bu nefis Bu mutlu haberinden. Üstelik bunu senden öğrenmekle Sevincim iki kat oldu. Ama dur hele… Bunu müjdelemek için olacak, Bak iki tazı geliyor koşarak” Hızlı da koşuyorlar; haydi ben ineyim de Hep birden öpüşelim tazılar geldiğinde. “Hoşça kal “ dedi tilki, “Yolum biraz uzunca, Kutlarız bu barışı yeniden buluşunca.” Çabuk toplayıp tası tarağı, Külhani bir anda tırmandı dağı. Bir iş çıkmamıştı numarasından. O sırada çalının arkasından, İhtiyar horoz kıs kıs gülüyordu. Oyunbazı oynatmak pek tatlı oluyordu. La Fontaine’den çeviren Orhan Veli KANIK ASLAN İLE FARE Herkese saygı göstermeli elden geldikçe. Umulmadık kimselerden fayda görür insan. İşte bu, gerçeği anlatan bir hikâye, Daha nice bin hikâye arasından. Pençesi dibinde bir aslanın, Dalgınlıkla bir fare çıkıverdi. Bu fırsatı kullanmadı sultanı ormanın, Fareye dokunmayıp bir büyüklük gösterdi. Bu iyiliği boşa gitti sanmayın; Kimin aklına gelir ki bir an, Fareye işi düşer aslanın? Ama o da bir gün dışarı çıktı ormandan; Gitti tutuldu bir ağa. Ne çırpınma, ne kükreme… Kâr etmez tuzağa. Bay fare koştu; dişiyle aslanın ağını, Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet. Sabırla zamanın yaptığını; Ne kuvvet yapabilir, ne şiddet. “İyilik eden iyilik bulur.” “Hizmet et benim için, hizmet edeyim senin için.” “İyilik iki baştan olur.” Jean de La Fontaine Çeviren Orhan Veli KANIK MASAL Olağanüstü kahramanların başlarından geçen olağanüstü olayların yer ve zaman belirtilmeden anlatıldığı edebiyat türüne “masal” denir. Halk dilinde anlatılarak oluşan sözlü edebiyat ürünüdür. Masalar bir yazar tarafından sonradan yazıya geçirilir. Masallar nesir, nazım karışık olabilir. Masalların girişinde genellikle tekerlemeler bulunur. Bunlar şiir şeklinde olur.Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde… Masallar, özellikle çocuklara hitap eden eğitsel içerikli metinler olduğu için kolay anlaşılır ve akıcı bir anlatıma sahiptir. Masallar merak duygusunu en fazla uyaran yazı türlerinden biridir. Masalda olayların nasıl gelişeceği kahramanların neler yaşayacağı, masalın nasıl sonlanacağı gibi konularda okuyucu veya dinleyici aşırı derecede meraklanır. Bu bakımdan masallar çok sürükleyicidir. MASAL-EFSANE FARKI Efsane, halkın hayal gücüyle yarattığı “ideal insan tipi” ni verir ve nesilden nesle anlatılır. Efsane ile masallar arasında uygunluk vardır. İki türde de olağanüstü olaylar işlenir. Yalnız, efsane daha inandırıcıdır. Efsanelerde önceleri doğaüstü olayları açıklama amacı vardır; sonraları ise ideal insan tipini betimleme söz konusudur. Ancak masallarda eğiticilik amacı vardır, ders vermek esastır, herhangi bir doğa olayını yorumlamak gibi bir amaç güdülmez. Efsaneleri toplumların inançları, düşünce yapıları, yaşadıkları çevre, hayat şartları ortaya çıkarır. Masallarda ise bu ölçüde bir yerellik yoktur. Masallar evrensel mesajlar içerir. MASAL - DESTAN FARKI Masallar tamamen hayal ürünüdür. Destanlar ise toplumların geçmişte yaşadıkları çok önemli ve iz bırakan olaylardan beslenir. Masallar evrensel öğeler ve temalar içerir. Destanlar ise ulusal nitelikler taşır. Masallarda iyi insan-kötü insan gibi evrensel konular işlenirken, destanlarda bir toplumun tarihine ait yerel değerler aktarılır. MASALIN GENEL ÖZELLİKLERİ Masalın karakteristik özellikleri “konu, olay, yer, zaman, kişi, amaç” tır. A Konu Masallarda her insanı ilgilendiren evrensel değerler ve konular anlatılır. Özellikle çocuklara doğruluk, dürüstlük, iyilik, güzellik, ahlaklı olmak, erdemli olmak, yardımseverlik gibi duygular verilmek istenir. Ayrıca çevredeki kişilerin, olayların ve yöneticilerin eleştirileri de yapılır. Haksızlıklara karşı halkın ve halk içinde bir önderin direnmesi ve sonuçta mutlaka üstün gelmesi işlenir. B Olay Masallar olay eksenli bir edebiyat türüdür. Tamamen hayal ürünü olan bu olaylar, olağanüstü nitelikler taşıyabilir. Masallarda “olamaz” diye bir şey yoktur. Her şey olabilir ve bunlar konu olarak işlenir. C Yer Masalda belirli bir yer, çevre yoktur. Hayali bir yer, çevre söz konusudur. Bunlar da genellikle “Kafdağı’nın arkasında bir ülke, yedi kat yerin altı, periler padişahının ülkesi” gibi hayali yerlerdir. D Zaman Masalda zaman da belirsizdir. Geçmişte bir zamandan söz edilir; ama aslında bu hayali bir zamandır. Masallar geçmiş zaman kipi -miş kullanılarak anlatılır. Bu yönüyle de hikâyeden ayrılır. “Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, pireler berber iken, develer tellâl iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken… gibi tekerlemeler aslında zamanın belirsizliğini ve olayın hayali olduğunu da açıklar. E Kişi Masal kahramanları olağanüstü nitelikler taşıyabilir. Masallarda “peri, dev, cüce, cadı, gulyabani, şahmeran, Zümrüdüanka kuşu” gibi hayali kahramanlar karşımıza çıkabilir. Masalda, gerçek hayatta rastlanamayacak kişiler bulunabilir. Kişiler ya iyidir ya da kötüdür. İyiler hep iyilik yapar, kötüler de hep kötülük yapar. İyiler masalın sonunda mutlaka kazanır, kötüler de her zaman kaybeder. F Amaç Masalda eğiticilik esastır. Aslında yerin, kişilerin ve zamanın hayali olması da bundandır. Kimse rencide edilmeden insanlara ders verilir. Herkes masalın sonunda verilen dersten kendisine düşen payı alır. Masallarda kötülükler eleştirilerek okurun ve dinleyenin bu kötüler gibi olmaması istenir. İyiler ve iyilikler de yüceltilir ki okur veya dinleyici iyi olsun ve iyilik yapsın. Bu yüzden özellikle eğitimde masallardan yararlanılır. MASALIN BÖLÜMLERİ Masallar “serim, düğüm ve çözüm” olmak üzere üç bölümden oluşur. Serim Tekerlemelerle giriş yapılır. Kahraman tanıtılır. Konu verilir. Düğüm Kahramanın başından geçen türlü türlü olaylar anlatılır. Okuyucunun merakı tahrik edilir. Olay bir çözüme kavuşturması gereken noktaya getirilir. Çözüm Bu bölümde olay bir sonuca bağlanır. İyiler kazanır. Kötüler kaybeder. İyilere ödül, kötülere ceza verilir. İyi dileklerle masal bitirilir. MASAL TÜRLERİ Olağanüstü öğe, kahraman ve olaylara yer veren öykülerden oluşan “masal” bir terim olarak aslında “Sindirella”, “Çizmeli Kedi”,”Keloğlan” gibi sözlü geleneğin ürünleri olan halk öykülerini kapsar. Ama değişik sanatçılar tarafından kaleme alınan ve sözlü gelenekle ilişkisi olmayan edebi yönü ağır basan bazı eserler de bu türün içinde yer alır. Öyleyse masallar, “anonim masallar” ve “sanatsal masallar” olarak ikiye ayrılabilir. A- Anonim masallar Bu masallar toplumun değer yargılarını, anlayışını, kültürünü, dünya görüşünü yansıtan ürünlerdir. Söyleyeni belli değildir bunların. Toplumun ortak ürünüdür bu masallar. Sözlü olarak nesillerden nesillere aktarılır. Bunlardan günümüze gelenler, derlenmiş ve kitap olarak yayımlanmıştır. Anonim masallar içinde “eğlence” amaçlı olanlar da vardır. Bunlar güzel zaman geçirtmeyi amaçlar. Anonim masallar “zincirleme masallar” şeklinde de olabilir. Zincirleme masallarda sıkı bir mantık bağıyla birbirine bağlanan, küçük ve önemsiz bir dizi olay art arda sıralanır. “Keloğlan” masalları anonim masallara örnek gösterilebilir. B- Sanatsal masallar Bu masallar sözlü kültürün ürünü olan anonim masallardan farklı olarak, toplumda görülen aksaklıkları yermek, bir düşünceyi ortaya koymak gibi belli bir amaca yönelik olarak sanatçılar tarafından yazılır. Yani bunlar anonim değildir. Bu masallar yazanın toplumsal görüşlerini ve dünyaya bakış açılarını yansıtır. Fransız “La Fontaine”in yazdığı hayvan masalları da bu türdendir. Şeyhi’nin “Harnâme” adlı eseri bu masal türüne örnek gösterilebilir. DÜNYA EDEBİYATINDA MASAL Dünya edebiyatında masal türündeki ilk eser, Hint edebiyatının ürünü olan ve Beydeba’nın yazdığı “Kelile ve Dimne” sayılabilir. Fabl şeklindeki bu eserin dışında, “Bin bir Gece Masalları” da bu türün güzel örneklerindendir. Avrupa’da ise masalcılığın temellerini Fransız sanatçı La Fontaine Lafonten atmıştır. Dünya edebiyatındaki başlıca masal yazarları arasında Alman edebiyatında “Grimm Kardeşler” ve Danimarka edebiyatında “Andersen” öne çıkmıştır. TÜRK EDEBİYATINDA MASAL Türk edebiyatında “Keloğlan” en tanınmış masal kahramanıdır. Türk edebiyatında La Fontaine masalları Şinasi tarafından “Tercüme-i Manzume 1859” adıyla Türkçeye çevrilmiştir. Eflatun Cem Güney ise Türk edebiyatının sözlü kültüründen gelen masalları derleyip kitap halinde yayımlamıştır.
Masal Yazarı Hangi devirde yaşarsak yaşayalım çocuk ruhu her zaman aynı işleyecektir. Dolayısıyla fabl masal hikaye türünde eserler her zaman yazılabilir ve bu yolla çocuklarımız çok daha faydalı bir yolla geleceğe hazırlanabilir. Eğer bu tarz bir proje için fabl masal türünde özgün hikayeler arıyorsanız web sayfamızın masal yazarı sizler için bir eser kaleme alabilir. Bu eseri ister bir kitap, ister bir video yayına dönüştürebilirsiniz. Senarist yazarımız ile görüşmenizin ve telif – ücret konusunda anlaşma sağlanmasının ardından eser kaleme alınmaya başlayabilir Tabi belirli bir çizgide didaktik veya interaktif masal ve hikaye talep edebilirsiniz. Burada belirleyici rol sizindir ve yönlendirmeleriniz eserin oluşumunda büyük rol oynayacaktır. Dilerseniz iletişim seçeneklerimiz üzerinden yazarımıza günün her saatinde ulaşabilir ve çalışma için ön görüşmeyi yapabilirsiniz. Fabl masal hikaye türü dışında web sayfamızda animasyon senaryoları, çocuk tiyatro oyunları yazıldığını ayrıca hatırlatmakta yarar görüyoruz. Faydalı ve güzel eserlerde buluşmak dileğiyle. İletişime linkten ulaşabilirsiniz
Fabl türü nedir? Fabl ne demek? Fabl nasıl yazılır? Fabl örnekleri, Fabl yazarları, Fablın diğer adı nedir? Fabl türü ve özellikleri nelerdir? Fablın unsularıFabl türü ve özellikleriFabl Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden, genellikle manzum diğer adı dışındaki varlıklara, insanlara ait özellikler verilerek onların başından geçen olayların anlatıldığı, sonunda ders verme amacı güden kısa yazılardır. Fablların başlıca özellikleri şunlardır *Kahramanları genellikle hayvanlar ve bitkilerdir.*Ders vermek amacıyla yazılır.*Evrensel konular ele alınır.*Fabl türünde çoğunlukla kişileştirme ve intak sanatları türünde bilinen Beydeba, Ezop ve La Fontaine, fabl türünde örnekler yazmıştır. Ayrıca;*ABD’li James Thurber ve İngiliz George Orwell çağdaş fabl yazarlarıdır.*Türk edebiyatında ilk fabl örneği, Şeyhi’nin Harnâme adlı mesnevisidir.*Ahmet Mithat Efendi ve Şinasi Türk Edebiyatında fablın unsularıFablın dört öğesi unsuru vardır kahraman, olay, yer ve zamanFabl kişi kahraman unsuruFabllarda olayların etrafında döndüğü insan dışındaki varlıkların konuşturulduğu kahramanlar söz insan unsuruna çok ender olay unsuruİnsanlara ders vermek amacıyla anlatılan ahlaki dersler yer unsuruAnlatılan konuların geçtiği yeri genellikler doğal ortamlar zaman unsuruFabllarda olayların yaşandığı zaman dilimini unsuru geniş zamanı ifade kısa bir zaman diliminde olaylar yapıFabllarda serim, düğüm, çözüm ve öğüt bölümleri yer bölümünde fablın girişi yapılır. Fabldaki olay ve kahramanlar hakkında bilgi sahibi bölümünde olaylar genişletilir ve sorunlar ortaya bölümünde olaylar bölümünde insanlara verilen mesaj iletilir. Öğüt bölümünde asıl anlatılmak istenilenler belli olur.*Fablı ilk olarak yazanlar Hititlerdir. Hititler sözle değil resimlerle anlatılmıştır.*Dünyada ilk ve önemli fabllar Beydeba’ya aittir.*Beydeba’nın fablları “Kelile ve Dimne” adlı bir eserde toplanmıştır. *Türkçedeki ilk örneği, Şeyhi’nin “Harname”sidir.*Batılı anlamda ise fabl örneğini Şinasi türleri edebi türler ile ilgili çıkmış sorular 8. sınıf LGS metin türleri soruları metin türleri çalışma kağıtları edebi türler ders notu edebi türler konu anlatımı metin türleri testleri şiir türleri ile ilgili diğer bütün içeriklere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Metin Şiir Türleri İçerikleri
Fabl adıyla bilinen hayvan masalları, genellikle çocuklar için yazıldığı için kısa ve anlaşılır bir şekilde kaleme alınırlar. İçerisinde hayvanların başından geçen olağanüstü olaylar, kişileştirme ve konuşturma sanatıyla akıcı bir kurguya dönüştürülür. Olaylar basit düzeyde işlendiği için aslında kalemine güvenen herkes basit bir fabl yazma çalışması yapabilir. Fabl hakkında ayrıntılı bilgi için “Fabl Türü ve Özellikleri” başlıklı sayfamıza bakabilirsiniz. Aşağıda kısa fabl örnekleri sizler için derlenmiştir. BENEKLİ ve KRAL Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, iki dağın arasında sonu görünmeyen çok büyük bir göl varmış. Bu göl, yakın köylerdeki insanlar kadar hayvanların ve bitkilerin de hayat kaynağıymış. Nice zambaklar ve yosunlar gölün çevresini süsler, kuşlar göç ederken bu gölde misafir olur ve içinde yaşayan rengarenk balıklar, gün boyunca şarkılar söyleyerek serin sularda gezer dururmuş. Gölün küçük bir kısmında yaşayan sevimli balıkların bir de kralı varmış ve buradaki tüm balıklar kralın sözünden çıkmazmış. Kral çok uyanık ve yalnızca kendi keyfini düşünen biriymiş. Tüm balıkları tatlı yosunların az olduğu, yiyecek bulmanın çok zor olduğu dar bir alanda tutar ve bu alanın dışına çıkanları büyük balıklara yem etmekle tehdit edermiş. Ayrıca gölün derin yerlerinde çok tehlikeli yaratıkların olduğunu, dev yılanların, çift başlı köpek balıklarının ve timsahların oralarda gezip durduklarını anlatırmış sürekli. Kendisi ise gününü gün eder, hizmetçilerine en güzel yemekleri ve içecekleri onun için hazırlatır, muhafızlar onu gece gündüz korurmuş. Kraldan korkan balıklar o ne derse yapıyorlarmış, çünkü büyük balıklara ve göldeki tehlikeli yaratıklara yem olmayı kimse istemezmiş. Sadece kendilerine ayrılan küçücük bir alanda iç içe yaşar, bazı günler aç uyur ama kralın sözüne uyarak hâlâ hayatta olduklarına şükrederek yaşarlarmış. Günlerden bir gün henüz çok genç bir balık olan benekli, rüyasında gölün derinliklerinde çok güzel yiyecekler, dost canlısı balıklar ve yepyeni dünyalar olduğunu görmüş. Her ne kadar kralın çizdiği sınırları aşmak, ona korkutucu gelse de gidip oraları keşfetme arzusuyla yanıp tutuşmaya başlamış. Benekli, arkadaşlarına gölün derinliklerine yapmak istediği yolculuğa birlikte gitmeyi teklif ettiyse de, herkes ona “Sakın kralımızın yasakladığı sınırları aşmaya kalkma, dev canavarlar seni bir lokmada yutar. Ayrıca kralın bundan haberi olursa, yine büyük balıklara yem olmaktan kurtulamazsın.” diye söylemiş. Benekli kararlıymış ve yalnız başına da olsa oraları görmek için can atıyormuş. Sonunda ölüm de olsa, rüyasında gördüğü o gizemli dünyayı keşfetmekten vazgeçmeyecekmiş. Benekli çantasını hazırlayıp, kralın ve muhafızlarının uykuda olduğu bir saatte kimseye haber vermeden yola koyulmuş. İçinde hem büyük bir korku hem de yeni yerleri görecek olmanın heyecanı varmış. Saatlerce yüzmüş, yüzmüş ve sonunda kralın yasakladığı sınırların dışına çıkmayı başarmış. Gittikçe su berraklaşıyor, gölde her şey daha net görünmeye başlıyormuş. Muhteşem bir manzara ile karşılaşan benekli, hiç görmediği yosunlar ve yiyecekler yiyerek yoluna devam etmiş. Azıcık dinlenmek için bir kayanın dibinde girmiş ve orada uyuyakalmış. Uyandığında etrafında onlarca irili ufaklı balık varmış. Bu balıklar, daha önce hiç görmediği türden balıklarmış. Korkuyla etrafa kaçmaya çalışırken balıklardan biri “Sakın korkma, biz sana hiçbir zarar vermeyiz.” demişler. Bu söz üzerine balıkların yanına yaklaşıp başından geçenleri bir bir anlatan benekli, bu yabancı yerdeki balıkların dostça yaklaşımlarına pek memnun olmuş. Kendi ülkelerinin dışında, tıpkı rüyasında gördüğü gibi harika dünyalar olduğunu anlamış ve yıllarca buraları görmeyip, bu yiyeceklerin tadına varmayıp, bu güzel dostları tanımadığı için üzülmüş. Beneklinin ülkesindeki kralın yaptığı kötülükleri duyan yabancı balıklar önce benekliyi birkaç gün misafir etmişler, ona çok güzel yerler gezdirmişler, oyunlar oynatmışlar. Daha sonra bir plan yapıp, beneklinin ülkesine giderek oradaki balıkları kraldan kurtarmaya karar vermişler. Bir gece benekli ve bu yeni dünyada tanıştığı yüzlerce balık çıkagelmiş. Kralın tüm muhafızlarını etkisiz hale getirip, kralın karşısına geçmişler. Neler olup bittiğini anlayamayan kral önce kaçmaya çalışmış; fakat bunun mümkün olmadığını anlayınca teslim olmuş. Tüm halkı yıllarca nasıl kandırdığını, onları nasıl açlığa ve yalnızlığa mahkum ettiğini herkesin duyacağı şekilde anlatmış. Daha sonra zalim kral kendisine ne ceza vereceklerini düşünürken, korkudan ölmüş. Beneklinin ülkesindeki tüm balıklar özgür olmuşlar ve yasaklar olmadan tüm gölde diğer canlılarla tanışmışlar, dev yaratıkların koca bir yalan olduğunu öğrenmişler ve diğer balıklarla birlikte kardeşçe yaşayıp, gölün güzelliklerinin keyfini yaşamışlar. ASLAN VE FARE Ormanlar kralı aslan, yemeğini yedikten sonra öğle vakti bir gölgede tatlı tatlı uyurken, küçük ve sevimli bir fare aslanın yanına gelmiş. Aslanın kuyruğu ve yelesiyle oynamaya, patilerine resim yapmaya başlamış. Farenin ona dokunduğunu hissettiği için uykusundan uyanan aslan çok sinirlenmiş ve tüm ormanı inleten bir kükreme ile fareyi bir atlayışta yakalamış. Fareyi patilerinin arasında sıkıştıran fare, tir tir titreyerek – Seni sevmeye ve seninle oyun oynamaya çalışıyordum sayın ormanlar kralı, ne olur beni bırak! demiş. – Bir aslanla oyun oynayamayacak kadar küçük olduğunu bilmiyor musun? demiş kükreyerek. – Evet, ben küçücük bir fare olduğumu biliyorum, zaten sana hiçbir zarar vermeden sadece eğlenmek için bu hareketleri yaptım. Hem belki arkadaş oluruz ve bir gün sana bir yardım ederim diye düşünmüştüm. Ne olur beni affet, bırak da gideyim, demiş. Aslan farenin çaresizliğini görmüş ve bunun üzerine onunla alay etmeye başlamış – Sen şu küçücük boyunla, koskocaman bir aslana nasıl yardım edebilirsin? Ben ki ormanlar kralıyım, sen ise zavallı bir faresin. Senin pestilini çıkarırdım ama sana acıyorum. Şimdi hemen yıkıl karşımdan! demiş. Aradan günler, aylar geçmiş. Bizim kibirli ve güçlü ormanlar kralı bir avcının geyik için kurduğu tuzağa düşmesin mi? Ağların içinde çırpınmaktan yorulan aslan, çaresizce birinin kendisine yardıma gelmesini beklemeye başlamış. Kimse gelmeyince, avcının kendisini yakalayıp öldüreceğini düşünerek bağıra çağıra ağlamaya başlamış. Onun kükremelerini duyan minik fare aslana ne olduğunu anlamak için hemen ormana koşmuş. – Yetiştim aslan kardeş, şimdi seni bu ağlardan kurtarmaya çalışacağım. Senin avcıların eline düşmene izin vermeyeceğim, demiş. Aslan bu teklif karşısında bir yandan sevinirken, bir yandan – İyi ama nasıl? Beni nasıl kurtaracaksın, hem kimsin sen? diye sormuş. – Ağları kemirmeye başlayan fare, bir bir tuzağı bozmaya başlamış. Patileri ağdan kurtulan ormanlar kralı kısa süre içinde tüm ağlardan kurtularak tuzaktan çıkmış. Farenin yanına gelerek – Böyle yardımsever ve yetenekli bir fare ile tanıştığım için çok mutluyum. Benim hayatımı kurtardın, teşekkür ederim, demiş. – Geçen gün sana yardım etmek için seninle oynamaya geldiğimde, bana “Şu küçücük boyunla bana nasıl yardım edebilirsin ki?” demiştin. Bak işte seni kurtardım, demiş. Aslan duyduğu bu söz üzerine çok utanmış ve fareye – Demek sen o faresin. Sana söylediğim tüm kötü sözler ve davranışlarım için çok özür dilerim fare kardeş. Lütfen beni affet. Demek ki dünyada herkes birbirine muhtaç olabilirmiş ve bir aslanla fare dost olabilirmiş, demiş. Bunun üzerine aslanla fare sarılmış ve çok iyi dost olmuşlar. O günden sonra ne zaman yardıma ihtiyaçları olsa, birbirlerine yardım etmiş ve ömür boyu arkadaş kalmışlar. KEÇİ CAN PAZARINDA Günlerden bir gün tatlı mı tatlı ama aklı bir karış havada olan küçük bir keçi, sürüsünü bir yana bırakmış, bir başına otlaya otlaya çekip gitmiş. Hain koca kurt kaçırır mı, hemen görmüş küçük keçiyi – “İşte tam ağzıma layık bir lokma. Yaşasın karnım doyacak!” demiş. Küçük keçi bakmış ki can pazarı. Hiç kurtuluş yok – Ne yapalım, demek kaderimizde sana yem olmak varmış kurt .” demiş. Gayet hüzünlü bir ses tonuyla, “Madem artık ölmekten başka çaremiz yok, bari bana biraz kaval çal da neşeleneyim, korkuları unutup rahatça öleyim.” demiş. Kurt, zavallı keçinin son isteği nasıl olsa diye düşünerek bulmuş bir kaval, başlamış üflemeye. Kurt çalmış, keçicik, oynamış. Derken ötelerden kaval sesini alan köpekler koşarak gelmişler, kurdu önlerine düşürüp bir güzel kovalamışlar. Kaçmadan önce, kurt durumu anlayıp oyuna geldiğini anlamış – Suç sende değil bende. Kaval çalmak benim neyime? Çalgılı oyunlu kurban benim neme gerek? demiş. Kaval çaldığı ve keçiyi oracıkta yemediği için pişman olmuş ama iş işten geçmiş… » “Fabl Nedir?“ sayfasına dön! Yorum Yap! Yazı Ayrıntıları... Yazdır! Bu Yazıyı Paylaşın!
Metinler, şiirler gibi uyak ve ahenge bağlı kalmadan, direk yazıya dökülüyorlar. Bilgi, duygu ve düşüncelerin yansıtılması ve aktarılması bakımından önemlidirler. Bu yazımızda sizlere 6. Sınıfta işlenen metin türlerinden bahsettik. Metin Türleri Söyleşi Sohbet Hikâye Öykü Masal Fabl Günlük Anı Gezi Yazısı Mektup Biyografi Otobiyografi Tiyatro Haber Metni Söyleşi Yazarın gündelik olaylarla ilgili düşüncelerini anlattığı yazılardır. İçten bir üslubu ve okuyucuyla sohbet eder gibi bir havası vardır. Özelikleri » Üslup, oldukça samimidir. » İlgi çeken konular ele alınır. » Okuyucuya soru sorularak karşılıklı konuşma havasına girilir. » Yazar, anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir. Hikaye Olmuş veya olabilecek olayları belli bir plan çerçevesi içinde yer ve zamana bağlı olarak anlatan yazı türüne hikâye öykü denir. Özelikleri » Hikayede olaylar sınırlıdır, uzun uzun anlatılmaz. » Genellikle tek bir olay anlatılır ve anlatım yoğun bir şekilde yapılır. » Bu nedenle hikâyelerin anlatımı kısa ve özlüdür, kahraman kadrosu sınırlıdır. » Serim giriş, düğüm gelişme ve çözüm sonuç bölümlerinden oluşur. Hikâyeler dört unsuru içinde barındıracak biçimde kurgulanır Olay Hikayede kahramanların başından geçen yaşantılardır. Gerçek ya da gerçeğe yakın olaylar biçiminde karşımıza çıkar. Kişiler Olayın oluşmasında etkili olan ya da olayı yaşayan kahramanlardır. Olaylar kahramanların başından geçer. Hikâyedeki olay gerçek ya da gerçeğe yakın olacağı için hikâyelerde kahraman olarak insanlar vardır. Yer Olayın yaşandığı çevre veya mekândır. Olaylar bu çevrede ya da bu yerde geçer. Zaman Olayın yaşandığı dönem, gün, mevsim ya da günün belli bir anıdır. Hikâyelerde zaman çoğunlukla belli olmakla birlikte bazı hikâyelerde zaman unsuru söylenmeyebilir. Hikâyelerin planı da diğer yazı türlerinde olduğu gibi üç bölümden oluşur Serim Hikâyenin giriş bölümüdür. Bu bölümde olayın geçtiği çevre, kişiler tanıtılarak olaya giriş yapılır. Düğüm Hikâyenin bütün yönleriyle anlatıldığı en geniş bölümdür. Çözüm Hikâyenin sonuç bölümüdür. Olayların bir sonuca bağlanarak giderildiği bölümdür. Masal Hayali karakterlerin yer aldığı olağanüstü olayları, yer ve zaman unsurlarını belirtmeden anlatan bir türdür. Özelikleri » Masallar çoğunlukla sözlü kültür içinde yaşar. » Ama yazıya geçirilmiş masallar da vardır. » Masalların başında tekerleme söylenir. Tekerleme, kalıplaşmış sözlerden oluşan bir giriştir. » Masalların amacı ders vermektir. Bu nedenle eğitici bir yöne sahiptir. » Masalların sonu her zaman mutlu biter ve sonunda iyiler kazanır. » Masal kahramanları çoğunlukla gerçek hayatta göremeyeceğimiz türden olağan dışı varlıklardır. Fabl İnsan dışındaki varlıklara, insanlara ait özellikler verilerek onların başından geçen olayların anlatıldığı, sonunda ders verme amacı güden kısa yazılardır. Fabl türünde Ezop ve La Fontaine Lafonten en çok ürün veren sanatçılardır. Günlük Düzenli bir biçimde yazılan, tarih atılan günlük notlara, bir yazarın yaşamı boyunca günü gününe yazdığı yazılara günlük denir. Özelikleri » Olaylar, tarih de belirtilerek günü gününe yazılır. » Yaşanan olaylar ya da izlenimler kaleme alınır. » Samimi bir dille ve birinci kişi ağzından yazılır. Anı Gerçek hayatta yaşanmış ve insanların hayatında iz bırakan olayların belli bir süre geçtikten sonra anlatıldığı yazı türüdür. Yazar, kendi başından geçen ya da başkasının yaşadığı olayları kendi bakış açısından yansıtır. Özellikleri »Kişinin yaşadığı ya da bizzat tanık olduğu ele alınır. »Olayın yaşanmasından sonra belli bir süre geçmelidir. »Yaşanan olay etkileyici ya da kişinin yaşamında iz bırakır nitelikte olmalıdır. »Geçmişe ışık tutar ve tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkıda bulunur. Gezi Yazısı İnsanların gezip gördükleri yerleri, bu yerlerle ilgili izlenimlerini, duygu ve düşüncelerini anlattıkları yazılardır. Özelikleri » Gezilen yerlerle ilgili izlenimler edebî bir üslupla anlatır. » Yazar, iyi bir gözlemcidir. » Duygu ve düşüncelere yer verilebilir. Biyografi, Otobiyografi Tanınmış, eserler yazmış, ün bırakmış kişileri tanıtmak amacıyla yazılan yazılara biyografi denir. Özellikleri »Üçüncü kişi ağzıyla anlatılır. »Kişinin hayatı, kronolojik bir sıra ile verilir. Örnek Mehmet Akif Ersoy 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde Sarıgüzel Mahallesi’nde dünyaya geldi. Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin KKTC ulusal marşı olan İstiklâl Marşı’nın yazarıdır. “Vatan Şairi” ve “Millî Şair” unvanları ile anılır. İstiklâl Marşı’nın yanı sıra Çanakkale Destanı, Bülbül ve 1911-1933 yılları arasında yayımladığı yedi şiir kitabındaki şiirleri bir araya getiren Safahat en önemli eserlerindendir. II. Meşrutiyet döneminden itibaren Sırat-ı Müstakim daha sonraki adıyla Sebilü’r-Reşad dergisinin başyazarlığını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında milletvekili olarak 1. TBMM’de yer almıştır. 27 Aralık 1936 yılında vefat etti . Eserleri Safahat, Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Fatih Kürsüsünde, Hatıralar, Asım, Görgeler… Kişinin kendi hayatını tanıtmak amacıyla yazdığı yazılara otobiyografi denir. Özellikleri »Kaynak olarak kişi kendisini ve aile büyüklerinden aldığı bilgiyi kullanır. »Birinci kişinin ağzıyla anlatılır. Örnek Merhaba, Ben Ayşe .1995 yılında Konya’da doğdum. Şu anda 13 yaşındayım. Boyum kilom 35 kgdır. Annemin adı Berna, babamın adı ise Onur’dur. Annem hemşire, babam ise mühendistir. Peyami Safa İlköğretim Okulu’nun 6/G sınıfında okuyorum. Fotoğraf çekmeyi, kitap okumayı ve müzik dinlemeyi çok seviyorum. En çok sevdiğim yemekler pizza ve hamburgerdir. Hobilerim; bisiklet sürmek, üzmek, ders çalışmak, alışveriş yapmak, buz pateni yapmak ve kayak yapmaktır. Fobilerim ise böcekler ve hırsızlardır. Benim 2 tane kedim Pamuk, Kömür dür. Pop tarzı müzik dinlerim. Tiyatro Günlük hayattan alınan çeşitli olayların sahnede oyuncular tarafından seyircilere canlandırılması için oluşturulan metinlerdir. Çoğunlukla karşılıklı konuşmalar biçiminde kaleme alınır. Sahne, dekor ve oyuncuların yapacakları hareketler de tiyatro metinlerinde yer alır. Haber Metni Toplumu ilgilendiren güncel olay veya durumların, halka duyurulması amacıyla hazırlanan yazı türüne haber yazısı denir. Özelikleri » Haber yazılarında temel ilke nesnelliktir. » Bir haber yazısı 5N1K kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl, niçin? sorularına cevap vermelidir. » Haber; ilginç, yeni, doğru ve önemli olmalıdır.
fabl türünde kısa bir metin