💃 2 5 Yaş Ağlama Krizleri
02 yaş montessori etkinlikleri. 2 yaş sendromu tüm çocuklarda aynı etkiyi mi yaratıyor kendim yiyeceğim isyanı ,istediği olmadığında kendini yerlere atma ağlama krizleri vb ..Gün içersinde oğlumla birlikte ev topluyoruz ben süpürge yaparken o toz alıyor almak derken tabi aslında batırıyor ama,bezi elinden al kolaysa
Merhaba4 yaşındaki Kızımın ağlama krizleri vardı çaresini bulamadik internetten pinar hanımı buldum giitk yardımları ve tavsiyeleri sayesinde Kızımın ağlama krizleri ve kötü davranislarinın çaresini bulduk.kendimede kizima yanlış davrangimi çok teşekkürler pinar kaya döşlü.yardıma
24yaşında, 2 yıllık nişanlılık sürecinin ardından evlendim. Evlilik öncesi hemen herkesin yaşayabileceği sıkıntılar yaşadık. Doktora gitmeye karar verdim. Önce bir kaç jinekolog gezdim, hepsinde ağlama krizleri şaşkın ve hayret dolu bakışlar. Jinekologlardan bir sonuç alamayınca internetten, bulunduğum şehirde
PREVENAR13 kas içine enjekte edilecektir. Doktor aşının önerilen dozunu (0.5 mL) uygulayacaktır. 6 haftalık-6 aylık bebekler: Normal olarak, çocuğunuza herbiri farklı zamanlarda olmak üzere başlangıçta 3 doz ve ardından bir pekiştirme (rapel) dozu uygulanmalıdır. İlk doz en erken altı haftalıkken verilebilir.
Bazentip-1 diyabetli olmaktan sıkılıyorum. Kan şekerini ölç, karbonhidrat say, insülin yap, gidişata göre müdahale et. Ağlama krizleri de girdi hayatıma. Ayda bir sefer filan yakınlarımın öldüğü günü düşünerek ağlama krizine giriyorum. Ya da kendimin öldüğünü ve yakınlarımın bensiz ne yapacağını düşünerek
Kaygılarartabiliyor, uzun ağlama krizleri yaşanabiliyor. Duygusal gelişimin zarar görmemesi için hem ailenin hem de okulun dikkatli olması önemlidir. Bu dönemin sağlıklı tamamlanması için ilk isteğimiz annenin de bu ayrılma sürecine duygusal olarak hazır olmasıdır.
2yaş krizi sürecinde ebeveynler çok zorlanıp, aşırı tepkiler verebilir. Bu yüzden sık sık bu sürecin geçici olduğunu ve bu dönemin onun gelişimi için gerekli bir evre olduğunu hatırlamak gerekir. Ağlama krizleri, çocuk beyninde gerçek bir tetikleme yaratır. Çocuğunuzun ağlamaya hakkı vardır. Beyni gerçekten de
zUE9Y. İnsanlık, tüm canlılar, doğa adına çekilen acılar, sömürgeciliğin ardından umutla kurulan Birleşmiş Milletler hiç bu kadar çaresiz, güçsüz kalmamıştı. Demokrasi, insan hakları ile söze giren emperyal güç odakları, sadece askeri darbeleri değil, çok daha etkin olarak yandaş iktidarların kirli çıkarlarını kollayarak verdikleri desteklerle acımasızlıkta, rekabet gücünden mi kaynaklanıyor bilinmez, yarış itiraf edebilirsek gerçeğinde yanlarına çok da kalmayan askeri darbelere ancak çok sıkıştıklarında başvuruyorlar. Giderek teknolojik gelişmeleri daha etkin kullanan, gerçek kârların medya güdülenmesi üzerinden elde edilebildiğinin gerçeği ile yüzleşilen günümüz dünyasında. Çok kısa zaman dilimleri içinde çok büyük vurgunların vurulabildiği kirlilik yollarına başvurmakta korkunç bir yarış, rekabet siyasetin dev kirli çıkar şirketlerinin, deha olarak pazarlanan üstün zekâlı olarak da biyat edilen isimlerin, şirketlerin boyunduruğu altında olduklarını görememek aymazlık sayılabilir. Kimin elinin kimin cebinde olduğunun kavranması zor, kamuoyu güdümlemelerinin belirleyiciliğinde sözde insan hakları, demokrasi adına atılan adımların önemli bir çoğunluğunda sonuç olarak daha çok can yakan bir düzenle yüzleşmiş oluyoruz.***Cumhuriyet gazetesi çatısı altında Yunus Nadi ile gündemle sokulmuş, Doğan Nadi-Nadir Nadi ile sürdürülmüş bağımsız gazeteciliğin de ilkeler sorumluluğuna tanıklık ederken. Sadece Balkan göçmeni olmam nedeni ile, önce Bulgaristan’dan 1969 göçlerine, sonrasında Nadir Nadi’nin doğrudan isteği ile, dışişleri ile ilişkim olmamasına karşın Ecevit’in Tito tarafından davet edildiği 1976 gezisine, sonuç olarak perde arkası gelişmelerine de gönderilmemi unutmadım. Gazetenin iflas masasına düşmesi sonrası Berrin Nadi’nin vakıf girişimi, İlhan Selçuk sorumluluğunda, Cumhuriyet Vakfı’nın da şaşmaz ilkeleri, kurumlaşmanın vazgeçilmezliği söz konusu olduğuna göre tanıklıkları paylaşmak sorumluluğu da söz konusu. Özetle, Amerika’nın tek kutuplu dünya düş döneminin eseri, Avrupa ile Avrasya’yı birlikte, çok daha ucuza denetleyebilecek Priştine’de, Kosova devletçiğinin de kurulmasına yol açan oluşuma seyirci kalma lüksümüz olamaz.***Dünya Felsefe Birliği’nin en uzun soluklu başkanlığını yapan, onurlandığımız insan hakları savunucumuz İona Kuçuradi’nin, Balkan felsefe kongresinde bu ayrıntılar üzerinden söyleşiye katılmamı istemesi anlamlıydı. Yunan Felsefe Birliği Başkanı kendi ülkelerinde de din odaklıları binlerce yıllık geriye getirebileceği, ırklar üzerinden yüzlerce yıl kaybettirecek, alt kimlik parçalanmaları, savaşlarının altını çizmişti. Amerikra’nın Kosova’yı ayrı devletçik statüsüne getiren üssünün ise Çin Seddi’nden sonra görülen en büyük sınırlarıyla yerin kaç kat altına indiği bilinemeden Avrupa için ucuz maliyetli, Avrasya’yı da çok güçlü izleyebileceği bir üssü olmasının karşılığının anlamı üzerinde hafta yine Sırbistan, Kosova sınır köprüsü üzerinde yaşanan Sırbistan’ın Kosova’yı ayrı bir devletçik olarak kabul etmemesinin direnci çatışmalara tanıklık ettik. Kriz geçici ileri tarihe atıldı. İsrail-Filistin arasında kangren olmuş çatışmaların bir yenisi daha yaşandı. En kritik gündem Amerika’nın Ukrayna yanında görünüyor görüntüsünde, gerçek savunulabilmesine dönük, adımın görülmemesi. Çin, milliyetçi Çin tartışmaları yine sıcak çatışmacı, dünyanın gündeminde. AB ülkeleri hiç olmadıkları kadar paramparça, demokratik kimlikler ile Hitler ruhuna uzanan siyasal hamlelerin canbazların sevimliliğinden eser yok. Sanki artık en acımasız açık-gizli insanlık suçlarını işleyenlerin bile yaptıklarının yanlarına kaldığı dibe vurmanın girdabındayız.. Nefes alabilmenin yollarından vazgeçilebilir mi ki?
İçeriklerÇocuklar Neden Öfkelenir?Çocuklarda Öfke Krizi Ne Zaman Biter?Çocuklarda Öfke Krizi İçin Ne Yapılabilir? Çocuklarda Öfke Krizlerini Sakince Karşılamak Anne babalar olarak kendimizi en çaresiz hissettiğimiz anlardan biri de çocuklarımızın zaman zaman yaşadıkları öfke krizleridir. Özellikle de 2-4 yaş arasında görülen öfke krizlerini çoğu zaman anlamakta ve yönetmekte zorlanırız. Çocuklar Neden Öfkelenir? Bu yaş döneminde çocuklar, kendi kimliklerini oluşturmak için kontrolün kendilerinde olduğu bir ortam yaratmaya çalışırlar. Bu yüzden de devamlı kendi istedikleri şeylerin olmasını isterler. Dil becerileri ve duygu kontrolleri henüz tam gelişmediği için yaşadıkları hayal kırıklığı, üzüntü, kızgınlık gibi duyguları söze dökmekte ve tepkilerini yönetmekte zorlanırlar. Hastalık, açlık, yorgunluk gibi durumlarda, hissettikleri şeyin ne olduğunu bilmedikleri ve kendi ihtiyaçlarını karşılama konusunda yetersiz oldukları için öfke krizleri daha kolay ortaya çıkabilir. Ayrıca, bu krizlerin altında, ilgi çekme ihtiyacı olumsuz ilgi de aslında bir tür ilgidir, geçmiş deneyimler önceki kriz anında ağlayıp bağırıp sonunda isteğini elde edebildiğini öğrenmiş olabilir, ebeveynlik tutumları anne babanın kendi öfke yönetim biçimi, dönemsel olaylar aile içinde problemler, yeni kardeş, okul başlangıç / değişiklik da yatabilir. Çocuklarda Öfke Krizi Ne Zaman Biter? Çocukların kendini ifade etme becerisi ve duygu kontrolü arttıkça bu tepki ve inatlaşmaları zamanla azalarak biter. Ancak bu süreçte, biz ebeveynlerin yaklaşımı çok büyük önem taşır. Çünkü çocuklar, kendilerini sıkıntılı anlarında sakinleştirmeyi ve doğru şekilde ifade etmeyi biz ebeveynlerin yardımıyla öğrenirler. Çocuklarda Öfke Krizi İçin Ne Yapılabilir? ● Öncelikle kendinizi sakinleştirin. Çocuğunuza bağırmayın, kızmayın. “Neden ağlıyorsun?”, “Ne var canım ağlayacak?” gibi onu anlaşılmaz hissettirecek, duygularını hafife alacak ifadeler kullanmayın. ● Böyle anlarda bir şey öğretmekten ya da mantıklı açıklamalar yapmaktan kaçının zira çocuğunuzun o anda sizi anlaması genellikle mümkün olamaz ve bu yaklaşımınız krizin daha da büyümesi ile sonuçlanabilir. ● Ev dışındaysanız, kriz ortamından uzaklaşmaya, mümkün olduğunca uyaransız bir ortama gitmeye çalışın. Evin içindeyseniz kendi odası gibi rahatlayabileceği bir alana geçin. ● Çocukların en üzgün, sıkıntılı oldukları anların aslında bize en çok ihtiyaç duydukları anlar olduğunu unutmayın. Kendilerini reddedilmiş, anlaşılmamış ve değersiz hissetmelerine sebep olabilecek ceza paspası, düşünme sandalyesi gibi yöntemleri kullanmayın. ● Çocuğunuza fiziksel olarak yaklaşın, dokunun, okşayın, mümkünse kucağınıza alın. Kendine dokundurtmuyorsa yakınında durun ve güvende olduğunu kontrol edin. Kendini yere atıyor, zarar veriyorsa yavaşça ellerinden tutun, kendine veya çevresine zarar vermesini engelleyin. ● Yumuşak ve sevecen bir ses tonuyla “Üzgün olduğunu biliyorum. Senin yanındayım. Sakinleşmene yardımcı olacağım” gibi onu rahatlatacak kısa ifadeler kullanın. ● Çocuğunuzun davranışını anlamak ve etkili şekilde destek olabilmek için “Çocuğum neden böyle davrandı? Altında ne yatıyor olabilir? Şu an ona ne öğretmek istiyorum? Bunu nasıl yapabilirim?” diye içinizden bir değerlendirme yapın. ● Çocuğunuz sakinleştikten sonra Siz de sakinseniz onunla konuşun. Konuşurken; Duygularını isimlendirin İstediğin şey olmayınca sinirlendin! Onu anladığınızı ifade edin Bazen istediğimiz şey olmayınca kızarız… Yaşadığı duygunun kabul edilebilir olduğunu ancak sergilediği davranışın kabul edilebilir olmadığını anlatın Kızabilirsin ama kızdığın zaman etrafa vurman doğru değil… Ona sorular sorarak, benzer bir durumla tekrar karşılaşırsa farklı ne yöntemler kullanabilir diye çözüm önerilerini kendisinin bulmasına yardımcı olun. ● Çocuğunuzun yaşadığı her öfke krizinde sabırla, bu sakin yaklaşımı tekrar etmeye çalışın. Farklı zamanlarda olumlu bir şekilde kendini ifade ettiğinde, muhakkak davranışını yakalayın ve memnuniyetinizi paylaşın.
2 yaş sendromunun en belirgin özelliği; ebeveynlere göre anlamsız sebeplerden çıkan ve bitmek bilmeyen ağlama krizleri. Genellikle 1-3 yaş arasında yoğun olarak görülür. Bu davranışa sebep olan etken temelde; bu dönemde çocukların sosyal ve duygusal becerilerinin yeni gelişiyor olması ve çocukların duygularıyla baş etmeyi ya da ifade edebilmeyi bilmiyor olması. 2 yaş sendromu ağlama krizleri, çocukların bu büyüme döneminde gösterdikleri doğal bir tepkidir. Çocuklar bu sendrom döneminde birey olmaya başlarlar, istediklerinin olmadığı durumda yoğun hayal kırıklığı hissiyle baş başa kalırlar. Bu yoğun duyguya karşılık ise ağlamaktan başka bir baş etme mekanizmasına henüz sahip değildirler. Ne kadar sürer? 2 yaş sendromu ağlama krizleri ortalama olarak 15 dakikadan az sürer ve günde en fazla 5 kez olması beklenir. İki kriz arasındaki ruh halinin de pozitif olarak tanımladığımız, mutsuz olmadığı şekilde sürmesi önemlidir. Kendisine ya da yakınındakilere zarar vermemesi gerekir. Bu durumların üzerindeki davranışlarda profesyonel destek almayı öneririz. Neden olur? İstedikleri şey olmadığında genelde engellenmiş hissi yaşarlar. Keşfettikleri ve çevrelerindeki tüm bilgiyi emdikleri dönemde bu engellenmişlik hissi hayal kırıklıklarına sebep olur. Çocuğun isteklerine “hayır” demeyi en aza indirmek için çevre düzenlemesini öneririz. Örneğin çevrede almak isteyebileceği ama tehlikeli olabilecekleri göremeyeceği yerlere kaldırmak, B planı olarak dikkatini dağıtacak şeyler bulundurmak faydalı olacaktır. Çocuk dikkat çekmek için bu davranışı sergiliyor olabilir. Ebeveynleri onunla ihtiyacı kadar ilgilenmediği durumda çocuk eksiklik hissi yaşar ve bunu ağlayarak gösterir. Bu durumları yaşamamak için çocukla geçirilen keyifli zaman yaratılmasına dikkat edilmelidir. Çocuğun pozitif zamanlarda ailesi ile zaman geçirmesi, daha sonra ağlayarak bunu talep etmesini engeller. Ayrıca çocuk ağladıkça onunla ilgilenmek; bir süre sonra öğrenilmiş davranışa dönüşebilir. Çocuk ağlamadığı durumlarda ilgilenmeyip, çocuk ağladığında onunla ilgilenirseniz çocukta bu “ağlarsam annem benimle ilgilenir” kodalamasını oluşturur. Henüz kendilerini tam olarak anlatamadıkları, çevreleri tarafından da anlaşılmadıkları bir dönemdir. Kendilerini ifade etmekte yaşadıkları zorluk, çocukları bu sürece itebilir. Ayrıca düzen çocukların daha sakin olmaları konusunda önemli bir faktördür. Çocuklar doğduklarından itibaren düzene duyarlıdır. Düzenli beslenme saatleri, uyku saatleri, çevrenin düzenli olması ve genel olarak eşyalarının aynı yerlerde olması oyuncaklarının yerlerinin belli olması, kıyafetlerine her zaman aynı yerden ulaşabiliyor olması gibi… Ağlama Krizinde Neler Yapılmalı? Sakinliğinizi koruyun Ebeveynin sakin kalması en önemli konudur. Eğer ebeveyn telaşlanır, kızar, üzülür ise bu durum çocuğa direkt geçer ve ağlama krizini tetikler. Bu nedenle ilk adım sakin kalmak olacaktır. Anlamaya çalışın Sakinliğinizi korurken çocuğunuzun ağlama sebebini bulmaya çalışabilirsiniz. Fiziksel bir sorunu olabilir mi aç olması, düşmüş ya da bir yerini acıtmış olması, yorgun ya da uykusuz olması gibi. Böyle bir durum varsa çocuğunuzun sakinleşmesini bekleyip ona sevginizi gösterdikten sonra öneri sunabilirsiniz hadi birlikte şunu yapalım ne dersin gibi. Ancak öneri sunmak için biraz sakinleşmesini beklemelisiniz. Tabii sonraki süreç için de fiziksel ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılamaya özen göstermelisiniz. Çocukların uyku saatleri kaçtığında huzursuzlukları artabilir ve ağlama krizini tetikleyebilir. Eğer fiziksel bir sorunu yoksa, istediği bir şeye olmaz dediğiniz için ağlıyorsa sakinleşmesini bekleyin. Ağladıktan sonra kabul edip istediğini yaparsanız bunu yanlış kodlayacak ve her istediği için ağlamaya başlayacaktır. Sonraki süreç için çocuğunuz bir şey istediğinde mantıklı ise yapabilirsiniz, çocuğun keşfetmesi için esnek bir çevreye sahip olmasını destekleyebilirsiniz. Tehlikeli ya da yapmaması gereken bir şey ise dikkatini farklı yönlere çekebilirsiniz. Anladığınızı gösterin İstediği şeyi onaylasanız da onaylamasanız da onu anladığınızı cümlelerle ifade edebilirsiniz. Çocuğunuzun isteğini farklı cümlelerle ve hatta aynı cümlelerle tekrarlayın. Onu anladığınızı görmesini sağlayın. Yanında sessizce bekleyebilirsiniz Sebepsiz bir ağlama krizi sırasında çocuğunuzun yanından ayrılıp onu daha çok yalnızlaşmış hissettirmemelisiniz. Ne yaparsa yapsın çocuğunuzun yanında olduğunuzu bilmeli. Sevginizi gösterin Ağlama krizi esnasında sakinleştirmeye çalışmak çok ie yaramayacaktır. İyi gözlemleyip sizin müdahale etmenize izin verdiği anı bulmalısınız. Bu anda çocuğunuza sarıldığınızda, sevginizi gösterdiğinizde sakinleşmesini destekleyebilirsiniz. Yer değiştirin Ağlamaya başladığı anda, ve krizin büyüyeceğini düşündüğünüz anda hızlıca yer değiştirip dikkatini dağıtabilirsiniz. “Sen bunu görmüş müydün” gibi şaşkın bir ifadeyle konuştuğunuzda dikkati size kayabilir. Olay yerinen uzaklaşıp farklı şeylerden konuşmaya başlayabilirsiniz.
Eskişehir Özel Ümit Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikoloğu Mustafa Arı, okul öncesi dönemde çocuklarda görülen ağlama krizleri ve öfke nöbetleri konularında açıklamalarda bulundu. Eskişehir Özel Ümit Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikoloğu Mustafa Arı, okul öncesi dönemde çocuklarda görülen ağlama krizleri ve öfke nöbetleri konularında açıklamalarda bulundu. Çocukların bu dönemde ebeveynlerine karşı, istedikleri her şeyi ağlayarak yaptırma eğiliminde olmasının nedenlerini de açıklayan Arı, "Bu çok sık karşılaşılan bir problem. Bir çocuk doğduğu andan itibaren ağlıyor. Acıktığında, rahatsızlandığında, tuvaleti geldiğinde bunu ağlayarak dile getiriyor. Aslında biz bunu alarm olarak kafamızda kodlamalıyız. Çocuk ağladığında, ailesi tarafından beklentisinin karşılandığını görerek, kendi için bir öğrenme geliştirmiş oluyor. Ben ağlarsam sonucunda bir yardım görürüm, sorunum giderilir ve istediğimi elde ederim düşüncesini geliştiriyor. Bu çok normal ve doğal bir şey. 2 yaşından itibaren konuşmaya başlayan çocuğun artık zamanla ağlayarak değil konuşarak kendisini ifade etmesi gerekiyor; fakat konuşma becerisini de tam olarak kullanmadığı için her şeyi ağlayarak yapmaya başlıyor ve istediği şey olmadığında öfke nöbetleri geçiriyor." diye anlattı. Kreş için en uygun yaş 40 ay Çocuklarda kreşe başlamak için en uygun dönemin 40 ay olduğunun altını çizen Psikolog Mustafa Arı, sözlerini şöyle sürdürdü "Burada çocuğun belli becerileri kazanmış olması bize kreşe hazır olup olmadığı konusunda işaretler verir. Bunlardan en önemlisi tuvalet alışkanlığıdır. Bu alışkanlığı elde eden bir çocuk ilk aşamayı geçmiş demektir. İkinci konu ise konuşabilme becerisidir. Kendisini ifade edebiliyorsa bu sosyalleşebilmesi açısından çok önemlidir. Ve üçüncü faktör de çocuk artık evde kaliteli vakit geçiremiyorsa kreşe gitmesi daha iyi olacaktır." Kreşe adaptasyon erkenden yapılmalı Çocukların kreşe başlarken huzursuzluk yaşamasının normal olduğunu, bunun onlar için güvenli alandan ayrılmaları sonucunda yaşadıkları bir kaygının yansıması olduğunun altını çizen Arı, " Bu kaygıyı atlatmak biraz zaman alan bir şey. Burada süreci iyi yönetmek çok önemli. Aileler tarafından çocuklara kreşin nasıl bir yer olduğu, orada neler yaşayacağı, neler yapacağı, kimlerin olacağı gibi bilgilerin verilmesi bu sürecin daha sağlıklı atlatılmasında önem taşıyor. Bir kreş tanıtım videosunun izletilmesi bile büyük kolaylık sağlıyor. Çocuğun kreşteki ilk günlerinde o ortama alışana kadar kısa bir süreliğine aile fertlerinden birinin yanında olmasını da biz uygun görüyoruz. Çocuklar ortalama 2 haftada yeni ortama alışıyorlar. Eğer çocuk bir ay sonra bile hala gitmek istemiyorsa bir uzmana başvurulması gerekiyor" dedi. Çocuğun davranışları takip edilmeli Kimi çocuklarda kreşe adaptasyon sürecinin çok uzun sürdüğünü de hatırlatan Arı, bu durum karşısında ailelerin dikkatli davranmaları gerektiği konusunda uyardı. Yeme bozukluğu, yüksek sese karşı tepkimeler, davranışlarda görülen farklılaşma gibi değişkenliklerin çocuğun aileye sunduğu bir yardım çağrısı olabileceğini belirten Arı, şöyle konuştu “Belki de çocuğun verildiği kreş ve kurum o çocuk için uygun değildir, ya da doğru yer değildir. Çocuk yakından takip edilmeli. Çocuğun 2 hafta ya da bir ay sonra bile isteksiz davranması, alışamaması, mutsuz olması adaptasyonla alakalı değil başka sorunlardan kaynaklı olabilir. Aile çocuğunu çok iyi tanımalı. Böylece farklılıklar daha kolay fark edilebilir. Bu durumda aile bir uzmandan yardım almalıdır." Güven ilişkisi kurulmalı Kreşe ya da okula gitmek istemeyen çocuklara karşı ailelerin tutumlarına ilişkin de önerilerde bulunan Mustafa Arı, konuya şu şekilde açıklık getirdi "İnsan sosyal bir varlıktır, belli dönemlerde belli aşamalarda farklı belli eğitimleri almalıdır. Çocuklar da belli bir yaşa geldiklerinde artık aileleri ve evleri dışındaki dünyayı tanımaya, öğrenmeye ve sosyalleşmeye gereksinim duyar. Çocuk bunun farkında değildir ama aile farkındadır. Ben gitmek istemiyorum’ diyen bir çocuğa tamam gitme’ demeyi ben sağlıklı bulmuyorum. Çünkü ileri yaşlarda bu çocuklarda uyum sağlama ve el becerileri gelişimin gibi konularda sorunlar yaşanmaya başlanıyor. Ailenin çocukla ilişkisi güvene dayalı olmalı. Güven ilişkisi olmayan çocuklarda çekingenlik ve özgüvende azalma görülüyor." Öğretmen-veli uyumu Çocukların kreş ve okul ortamına adaptasyonunda ve kendilerinin gelişiminde velilerle öğretmenlerin sağlıklı ilişki kurmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Psikolog Mustafa Arı, iki kesim arasındaki uyumun ve başarılı iletişimin çocuk için büyük avantajlar sağlayacağını kaydetti. Paylaşmayı önce evde öğrenmeli Kreşe ve okula başlayan çocuklarda en sık görülen bir diğer sorunun paylaşmaya kapalılık-paylaşamama olduğunun altını çizen Arı, paylaşmayı öğrenmenin kreşte değil önce evde başlaması gerektiğini söyledi. Yaşının gerekliliklerini yerine getirecek sorumlulukların aile tarafından erken yaştan itibaren çocuğa verilerek paylaşma duygusunun geliştirilebileceğini belirten Arı, verilen her bir sorumluluğun, çocuğun bilinçaltında sosyalleşmeye yönelik bir adım olduğunu da sözlerine ekledi. Ağlama krizinde göz temasından kaçının Ağlama krizine giren bir çocuğa karşı panikle yaklaşımdan ya da sırf susması için çocuğun istediğini ona sunmaktan kaçınılması gerektiğine de vurgu yapan Arı, ebeveynleri sakinliğe davet etti. Özellikle de bu esnada çocukla göz temasından kaçınılması gerektiğini çünkü çocuğun bu esnada anne ve babasını duygusal açıdan ele geçirdiğini belirten Arı, "Çocuklarda davranışın pekiştirilmesi çok önemli. Bizim bu ağlama davranışını söndürmemiz gerekiyor. Çocuk ağlamayı kestiği an hemen onu ödüllendirmeliyiz. ’Anneciğim, babacığım aferin bak ağlamayı bıraktın. Al bakalım ödülün. Hadi şimdi ne istediğini bana güzelce ağlamadan söyle’ dediğimizde çocuk şunu fark edecek; ’ Ben ağlamayı kesince ve sakin davranınca takdir gördüm ve onaylandım. Ben artık bunu bir kenara bırakıp konuşarak devam etmeliyim’. Nasıl ağlama yerleşiyorsa, konuşma da yerleşiyor. Sabırla bu süreç aşılabilecektir" şeklinde konuştu.
Sitemizde daha önce anket bölümü varı hatırlarsanız. Oradaki anket yorumlarından biri ve sorusu aşağıda. Soru şöyleydi 2,5- 3 yaş civarındaki çocuğunuz sözünüzü dinlemiyor. Kendi isteklerini yaptırmak için ağlıyor, diretiyor. Ne yaparsınız? Bebek doğumuyla birlikte duygularını göstermeye başlar. Yeni doğan bebek , ilk duygusal tepkisini ağlama ile gösterir. Bebeklerin gösterdiği duygusal tepkilerin iki nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerden biri , bebeğin istek ve gereksinimlerinin doyurulması , diğeri ise istek ve gereksinimlerin engellenmesidir. İstek ve gereksinimler karşılanıp doyurulduğunda genel bir mutluluk ve memnuniyet duygusu ifade edecek şekilde gülümser. İstekleri geciktirildiğinde ya da engellendiğinde mutsuzluğunu ve şikayetini ağlayarak göstermektedir. Yani bu ağlama davranışı bebeklik döneminde en sık rastladığımız en çok gözlemlediğimiz davranıştır. Bebek büyüdükçe dili ve toplumsallığı arttıkça isteklerini sözle ifadeye biz anne babaları çaresizliğimizden kurtaran bir can simididir. Dili gelişen bir çocuk isteklerini rahatça belirtir , söyler. Bu sefer de biz büyüklerin çocukların bu isteklerine bir sınır koyma , çocukları sınırlarla tanıştırma vaktidir. 2,5 -3 yaşları, çocukların istekleri konusunda direnç gösterdikleri inatlaştıkları bir dönemdir. Bu dönemde anne babalar çocukların her isteğine karşı çıkmamak yada her istediğini yerine getirmemek arasındaki dengeyi kendileri kurmakla görevlidir. Bu konuda herkes şu soruyu sorabilir Çocuğumun bu konudaki isteği makul bir istek midir? Bu isteğin karşılanmasının sonuçları neler olabilir? Bu konuda çocuğun yerine kendimizi koymak onun bakışıyla olaylara bakmak da etkilidir. Çocuğun istediği direndiği şeyin bir yetişkinin gözünde bir anlamı olmayabilir, ama bir çocuk için o şey çok değerlidir. Çocuk her istediği olmadığında buna direniyor sürekli tepinip ağlıyorsa istediğini bu şekilde yaptırmaya çalışıyordur. Çocuk da bu isteği elde etmek için anne babaların, karşısında fazla kararlı olamadıkları ağlama davranışına başvuruyordur. Öfke nöbetleri denilen duruma her istediği yapılan çocuklarda daha sık rastlanmaktadır. Öfke, çocuğun her istediğini elde etmesi ve engellenme eşiğinin çok düşük olması ile ilgilidir. Çocuklar engellenme duygusu yaşamadıkları için en küçük bir engellenme duygusu ile ciddi krizlere girebilirler. Öfke nöbeti yaşayan çocukların öfkeyi alışkanlık haline getirmesi ve bunu bir ilişki şekli haline getirmesi engellenebilir. Eğer onun dikkatini başka bir şeye çekiyorsanız ona çalışınız ama onun bu davranışla isteğini elde etmesine izin vermeyiniz. Öfke nöbetleri bir huzursuzluk oluşturduğundan bizde de hemen bir öfke uyandırır. Anne babanın sakin davranması bu problemin aşılmasında çok önemli bir adımdır. Çocuğa belli ölçülerde engellenme duygusunun yaşatılması, isteklerinin engellenmesi karşısında toleransını geliştirecektir. Öfke nöbetlerini sık yaşayan çocukların stresini azaltmak için onlarla daha çok vakit geçirme, onlara uygun faaliyetlerle meşgul etme, arkadaş ve sosyal ilişkilerini destekleme, sık sık sevgi mesajı verme gibi uygulamalar yapılabilir. Psikolog Betül Sırma
2 5 yaş ağlama krizleri