🌒 Esmaül Hüsna Yüce Allah In Cc 99 Ismi Zikri Indir
Ebu Hüreyre (ra)'den rivayet edilen bir hadiste Peygamber (sav) şöyle buyurdu: “Gerçekten Allah'ın 99 ismi vardır-yüzden bir eksik- Kim onu sayarsa cennete girer.”. Bu kaynakların hepsi hadisi veriyor ancak 99 “el-Esma-i husnâ”yı saymıyor. Ancak, ilk çağlardan beri “el-Esma-ül-husnâ” sarihlerinin hemen hemen hepsi
Esmaül Hüsna’nın Anlamları ve Faziletleri. Esmâ-i Husnâ, Allah’ın güzel isimleri demektir. “En güzel isimler O’nundur (Allah’ındır)” (Haşr: 24) buyurulmaktadır. Diğer bir âyette de; en güzel isimlerin Allah’a ait olduğu belirtildikten sonra, bu isimlerle dua edilmesi tavsiye olunmaktadır (A’râf: 180). Allah
Bilgiyarışması oyunu formatında hazırlanan Esmaül Hüsna Arapça testi ile Esma'ları okunuş ve anlamları ile öğrenip kendinizi sınayabilirsiniz. Esmaül Hüsna'nın önemi, ayet ve hadislerde şöyle belirtilmiştir: “En güzel isimler Allah'ındır; bu güzel isimlerle O'na dua edin” (Araf, 180) “Allah'ın 99 ismi vardır
EsmaülHüsna. 1 | Mirvari November 2020 Tevekkül etmek bütün kulların farkında bile olmadan yaptığı, bütün sebepler dairesi ardından Allah (cc)’a güvenip kaderi onun ellerine
AllahTeâlâ, dilediği şeyi veya kimseyi öne alan, önde bulundurandır. Allah’ın daveti geneldir. Fakat hidâyet ettikleri davete uyar, ileri gider. Hidâyet etmedikleri geri kalır. Allah’ın emir ve yasakları bütün kullar içindir. Fakat Allah’ın muvaffak ettikleri bunlara uyar, yükselir; muvaffak etmedikleri geride kalır.
Mar06,Allah'ın 99 İsmi Arapçası ve Türkçe Anlamları Esmaül Hüsna Arapça ve Türkçe Anlamları El -Esmaül Hüsna-Allah'ın İsimleri 1 الله جَلَّ جَـلآلهُ Allah Allah (Celle Celâlühü) 2 اَلرَّحْمَنُ Er-Rahmanü Esirgeyen 3 اَلرَّحِيـمُ Er-Rahîmü Bağışlayan 4 .
İsmi Azam, Allah’ın isimlerini kullanarak dua etmektir. Esma-ül Hüsna olarak bildiğiniz Allah’ın 99 isminden hacetinize ve dileğinize uygun olarak kullandığınız duadır.
AArpQNA. ESMÂU'L HÜSNÂ HAKKINDA GENEL BiLGi Arapça'da "isim" kelimesinin çogulu olan "esmâ" ile "güzel, en güzel" anlamindaki "hüsnâ" kelimelerinden olusan "esmâu'l hüsnâ" terimi Kur'ân-i Kerîm ve Hadis-i Serîflerde Allah-ü Teala'ya nisbet edilen isimleri ifade eder. Sadece Kur'ân'da geçen ilâhî isimler 100'den fazladir; muhtelif hadislerde Allah'a nisbet edilen baska isimler de mevcuttur. Esmâu'l hüsnâ terkibinin, genis anlamiyla bunlarin hepsini kapsamakla birlikte terim olarak daha çok doksan dokuz ismi içerdigi kabul edilir. Esmâu'l hüsnâ terkibinde yer alan hüsnâ kelimesi "güzel" mânasinda sifat veya "en güzel" anlaminda ism-i tafdîl üstünlük sifati sayilmistir. Her iki halde de buradaki güzellik bir gerçegi vurgulamakta olup Allah'in güzel olmayan bir isminden söz edilemeyecegi için mefhûm-i muhalifini hatira getirmez. ilâhî isimlerin güzellikle nitelendirilmesinin sebeplerini Ebû Bekir ibnü'l-Arabî söyle siralamaktadir 1. Esmâu'l hüsnâ Allah hakkinda yücelik ve askinlik ifade eder ve kullarda saygi hissi uyandirir. 2. Zikir ve duada kullanilmalari halinde kabule vesile olur ve sevap kazandirir. 3. Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder. 4. Bilginin degeri bilinenin degerine bagli bulundugu ve bilinenlerin en sereflisi de Allah oldugu için esmâ'ul hüsnâ bilgisine sahip olanlara bu bilgi meziyet ve seref kazandirir. 5. Esmâu'l hüsnâ Allah için vacip olmasi gereken, caiz olmasi uygun ve mümteni' olmasi imkansiz olan sifatlari içermesi sebebiyle O'nun hakkinda yeterli ve dogru bilgi edinmemize imkân verir. insanlarin büyük çogunlugu kâinatin bir yaratici ve yöneticisinin bulundugunu kabul etmekle birlikte madde özelligi tasimadigindan O'nu duyulariyla idrak etmeleri mümkün degildir. Su halde yaratici ancak kâinat ve insanla olan iliskisi bakimindan taninabilir. Bundan dolayi esmâ'ul hüsnâ bilgisi, Allah-âlem iliskisine isik tutmasi ve sonuçta Allah'i tanitmasi açisindan önem tasimaktadir. Sunu da belirtmek gerekir ki evrenin bir parçasini olusturan insan, aklî istidlalleri yaninda gönül hayati bakimindan da yaratici ile münasebet kurmak ihtiyacindadir. Bu münasebetin saglanmasinda esmâ'ul hüsnânin vazgeçilmez bir rolü vardir. isimlerin kelimeler ve seslerle ifade edilmesi ve bu seslerin kulaklarda yankilanmasi söz konusu iletisimi gelistiren ve güçlendiren sebeplerdir. Kur'ân-i Kerîm'de dua ve zikrin israrla tavsiye edilmesinin bir sebebi de bu olmalidir. Hz. Peygamber'den rivayet edilen duâ metinlerinde esmâ'ul hüsnânin çokça yer almasi dikkat çekicidir. ibnü'l-Arabî'nin de belirttigi gibi her dindar insanin manevî yönelis ve ibadetlerinin yüce yaraticinin bizzat kendisine oldugu süphesizdir. O'nunla iletisim kurmak ve söylesmek dindar için vazgeçilmez bir ihtiyaç, paha biçilmez bir haz olup bu iletisime zihinle kalbin yaninda bunlarla etkilesim halinde bulunan dilin ve kulagin da katilmasi lâzimdir. Dil O'nun isimlerini zikreder, kulak da bu zikri algilar. En önemli konusunu Allah bilgisinin olusturdugu ilâhî dinler içinde islâmiyet Allah'in isim ve sifatlarina ayri bir önem vermis, tevhid inancinin açik bir sekilde anlasilabilmesi için yaratanla yaratilmislarin niteliklerinin açikliga kavusturulmasini fevkalâde gerekli görmüstür. Allah'in zâtinin bilinmesi isimleri ve sifatlariyla mümkün olacagindan Kur'ân-i Kerim'de Allah'in güzel isimlerinin bulundugu, O'na bu isimlerle dua, niyaz ve ibadette bulunulmasi gerektigi, bu konuda dogru yoldan ayrilanlara itibar edilmemesi lâzim geldigi A'râf 7/180, ayrica esmâ'ul hüsnânin hangisiyle olursa olsun dua edilebilecegi isrâ 17/ 110 belirtilmis ve son inen sûrelerden birinde de on alti kadar isim bir arada zikredilmistir Hasr 59/22-24. Esmâu'l hüsnâ ve sayisi konusunda ilk akla gelen seylerden biri de, sayiyi doksan dokuz olarak belirleyen ve esmâu'l hüsnâyi ard arda sayan meshur hadistir. Sahabi Ebû Hüreyre'ye ulasan rivayetlerin muhtevasi iki kisma ayrilir Bütün rivayetlerin kaydettigi birinci kismin meali söyledir "Allah'in doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardir. Kim bunlari sayarsa ihsâ Cennet'e girer". Hadisin bu kismini içeren bazi rivayetlerin sonunda, "O tektir, tek olani sever." seklinde bir ilâve de mevcuttur. Hadis metnindeki "kim onu sayarsa men ahsâhâ" lafzi bazi rivayetlerde "kim onu ezberlerse men hafizahâ" ibaresiyle nakledilmistir. Hadiste Cennet'e girmeye vesile olarak gösterilen "ihsâ" kelimesinin buradaki anlami üzerinde Buhârî'den itibaren önemle durulmus ve kelimenin "saymak, ezberlemek, anlamak" seklindeki sözlük anlaminin ötesinde bir mâna tasidigi görüsü agirlik kazanmistir. Öyle anlasiliyor ki bu kelime "islâm'in ulûhiyyet inancini naslara basvurmak suretiyle tesbit edip anlamak, benimsemek ve bu inanca uygun bir ruhî yetkinlik kaydetmek" anlamini içermektedir. Konuya bir de su yönden bakabiliriz Yüce Allah Kur'ân-i Kerim'de söyle buyurmaktadir "...Allah'i anmak elbette ibadetlerin en büyügüdür. Allah yaptiklarinizi bilir." Ankebut 29/45 "Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'in zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'i anmakla huzur bulur." Ra'd 13/28 Peygamber Efendimiz de ashabini ve ümmetini kalplerinin her zaman Allah'i hatirlama ile nurlanmasi yönünde egitmis ve tavsiyelerde bulunmustur. O bir hadisinde söyle buyurmustur "...Dikkat edin! insan bedeninde öyle bir et parçasi vardir ki o iyi olursa bütün beden iyi olur; o kötü olursa bütün beden bozulur O et parçasi kalptir." Bunlar isiginda düsünecek olursak kalp iyi ve kötü düsünce ve davranislarin yönledirildigi bir kaynaktir. Eger inanmis kisinin kalbinde Allah'i hatirlama yönünde bir gevseklik olursa burada kötü düsünce ve fikirler daha kolay olusacaktir. Fakat bu kalpte Allah'i hatirlama kuvvetli ise bu takdirde kötü düsünce ve fikirler dagilacak bu durum da güzel davranislara sebep olacaktir. Yukaridaki ayete Ankebut 29/45 tekrar bakacak olursak Allah'i hatirlama ve bunun sebep oldugu davranislar arasidaki iliskiyi sezebiliriz Allah kendisini anmaktan bahsettikten sonra "Allah YAPTIKLARINIZI bilir." buyurmaktadir. Öyle ise esmâu'l hüsnâyi saymak veya ezberlemek bize Allah'i hatirlatacak, Allah'i hatirlamak kalbimizi aydinlatacak ve güzellestirecek, bu güzel kalp güzel davranislara sebep olacak ve bu güzel davranislar da Allah'in izniyle insanin Cennet'e girmesine sebep olacaktir. Allah'i birden fazla isimle anmak veya bazi sifatlarla nitelendirmek acaba islâm'in çok önem verdigi tevhid ilkesini zedeler mi? "Zât-i ilâhiyyeye Allah'in zâtina nisbet edilen mâna" seklinde tarif edilebilen isim veya sifatlar zihnin disinda müstakil bir varliga sahip bulunmadiklari için böyle bir endiseye mahal görülmemistir. Mâtürîdî'nin de belirttigi gibi insanlar ancak duyulariyla idrak ettikleri konularda bilgi sahibi olabilirler. Bu sebeple duyular ötesi olan Allah kendisini duyular âleminin kavramlariyla tanitmistir. Ancak Allah ile diger seyler arasinda benzerlik kurulamayacagini bildiren âyet Sûrâ 42/11, Allah hakkinda akil ve hayale gelebilecek her türlü yaratilmislik özelligini bertaraf eder. Aslinda yaratilmislar arasindaki benzetmeler sadece bir isimlendirmeden kaynaklanmaz. iki sey arasindaki benzerlik genellikle duyular yoluyla tesbit edildikten sonra ortak bir kelime ile adlandirilir. Halbuki Allah hakkinda böyle bir tesbitten söz etmek mümkün degildir. Allah'in isim veya sifatlari O'nun zâtina nisbet edilen mâna ve kavramlardan ibarettir. Bu kavramlar sekil itibariyle isim, fiil veya zarf olabilecegi gibi tamlama veya baska yollarla olusmus bir terkip halinde de bulunabilir. Kur'ân-i Kerîm'in edebî üslûbu geregi ayni kökten gelen veya ayri köklerden olmakla birlikte es anlamlar tasiyan isimler de az degildir. islâm'a mahsus ulûhiyyet inancinda ilim, kudret ve yaraticilik büyük bir yer tutar ve Kur'ân âyetlerinin temel örgüsünü olusturur. Bundan dolayi çesitli kaliplarla Allah'a nisbet edilen fiillerden birçok isim ve sifat türetmek mümkündür. Konuyla ilgili çalismalarda Kur'ân-i Kerîm'den degisik sayilarda esmâ'ul hüsnâ tesbit edilmistir. Esmâu'l hüsnâ ile ilgili âyetlerden ilham alan birçok âlim eski dönemlerden itibaren Kur'ân'da bulunan isimleri doksan dokuz sayisina bagli kalmadan arastirip listeler düzenlemeyi denemislerdir. Esmâu'l hüsnânin yüzlerle ifade edilecek kadar çok olusu islâm ilâhiyati alaninda zengin bir malzeme olusturmus, ulûhiyet inancinin açiklik kazanmasina, kulun dua, niyaz ve zikirlerle Allah'a yaklasmasina yardimci olmustur. Esmâu'l hüsnânin islâm inancinda sahib oldugu bu önemden dolayi islâm alimleri tarafindan Allah hepsinden razi olsun esmâu'l hüsnâ ile ilgili yüzlerce eser yazilmis ve - internet ortami da dahil olmak üzere ;- - hala da yazilmaktadir. Önde gelen islâm alimlerinden birçogu kitap serilerine -belki de manevi bir bereket umuduyla- esmâu'l hüsnâ ile ilgili bir kitap eklemislerdir. Sadece esmâu'l hüsnâ ile ilgili eserleri inceleyen kitaplar bile mevcuttur. Ve Müslüman bir hattatin eserleri arasinda mutlaka bir esmâu'l hüsnâ kolleksiyonu vardir. Birçok müslüman hoca ve anne-baba yukarida geçen ayet ve hadislerin manevi yönlendirmesi sonucunda ögrencilerine ve çocuklarina çesitli hediyeler vaad ederek esmâu'l hüsnâyi ezberlemelerini isterler. Yine ellerinden öpülesi birçok iyi müslüman da manevi yükselisleri ve Peygamber Efendimizin müjdeledigi Cennet'e girmeyi ümid ederek hergün özellikle sabah namazindan sonra esmâu'l hüsnâyi okurlar. Hattatlar tarafindan yazilan esmâu'l hüsnâ tablolarinda genellikle söyle bir plan uygulanir En üste bir Bismillâhirrahmânirrahîm yazilir. Altina esmâu'l hüsnâ ile ilgili ayet ve hadis yazilir. Daha sonra meshur olan hadiste sayildigi sira ile 99 isim yazilir. Her ismin soluna "Celle Celâluh" Sâni Yüce seklinde okunan bir saygi ifadesi yazilir; okunurken de her ismin ardindan veya bazen belli araliklarla Celle Celâluh denilir.
Bu Blogda Ara 3 Temmuz 2016 Pazar Esma'ül Hüsna Allah'ın 99 İsiminin Zikir Adetleri ile
Allah'ın 99 İsmi Ve Türkçe AnlamlarıEsma-Ül Hüsna ESMAÜ'L HÜSNA - 99 HAZiNE "En güzel isimler Esmaü'l Hüsna Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin." [ Araf Suresi,180 ] "Allah'ın 99 ismi vardır, Kim bunları sayarsa [Ahsaha] cennete gider" [ Buhari, Müslim ] 1- Allah "Eşi benzeri olmayan, bütün noksan sıfatlardan münezzeh tek ilah, Her biri sonsuz bir hazine olan bütün isimlerini kuşatan özel ismi. İsimlerin sultanı." 2- Er-Rahmân "Dünyada bütün mahlükata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden." 3- Er-Rahîm "Ahirette, müminlere sonsuz ikram, lütuf ve ihsanda bulunan." 4- El-Melik "Mülkün, kainatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan." 5- El-Kuddûs "Her noksanlıktan uzak ve her türlü takdıse layık olan." 6- Es-Selâm "Her türlü tehlikelerden selamete çıkaran." 7- El-Mü'min "Güven veren, emin kılan, koruyan." 8- El-Müheymin "Her şeyi görüp gözeten." 9- El-Azîz "İzzet sahibi, her şeye galip olan." 10- El-Cebbâr "Azamet ve kudret sahibi. Dilediğini yapan ve yaptıran." 11- El-Mütekebbir "Büyüklükte eşi, benzeri olmayan." 12- El-Hâlık "Yaratan, yoktan var eden." 13- El-Bâri "Her şeyi kusursuz ve uyumlu yaratan." 14- El-Musavvir ''Varlıklara şekil veren." 15- El-Gaffâr "Günahları örten ve çok mağfiret eden." 16- El-Kahhâr "Her şeye, her istediğini yapacak surette, galip ve hakim olan." 17- El-Vehhâb "Karşılıksız hibeler veren, çok fazla ihsan eden." 18- Er-Rezzâk "Bütün mahlükatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan." 19- El-Fettâh "Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, darlıktan kurtaran. " 20- El-Alîm "Gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi en ince detaylarına kadar bilen." 21- El-Kâbıd "Dilediğine darlık veren, sıkan, daraltan." 22- El-Bâsıt "Dilediğine bolluk veren, açan, genişleten." 23- El-Hâfıd "Dereceleri alçaltan" 24- Er-Râfi "Şeref verip yükselten." 25- El-Mu'ız "Dilediğini aziz eden, izzet veren." 26- El-Müzil "Dilediğini zillete düşüren." 27- Es-Semi "Her şeyi en iyi işiten." 28- El-Basîr "Gizli açık, her şeyi en iyi gören." 29- El-Hakem "Mutlak hakim, hakkı batıldan ayıran. Hikmetle hükmeden." 30- El-Adl "Mutlak adil, çok adaletli." 31- El-Latîf "Lütuf ve ihsan sahibi olan. Bütün incelikleri bilen." 32- El-Habîr "Olmuş olacak her şeyden haberdar." 33- El-Halîm "Cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan." 34- El-Azîm "Büyüklükte benzeri yok. Pek yüce." 35- El-Gafûr "Affı, mağfireti bol." 36- Eş-Şekûr "Az amele, çok sevap veren." 37- El-Aliyy "Yüceler yücesi, çok yüce." 38- El-Kebîr "Büyüklükte benzeri yok, pek büyük." 39- El-Hafîz "Her şeyi koruyucu olan." 40- El-Mukît "Her yaratılmışın rızkını, gıdasını veren, tayin eden." 41- El-Hasîb "Kulların hesabını en iyi gören." 42- El-Celîl "Celal ve azamet sahibi olan." 43- El-Kerîm "Keremi, lütuf ve ihsanı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden." 44- Er-Rakîb "Her varlığı, her işi her an görüp, gözeten, kontrolü altında tutan." 45- El-Mucîb "Duaları, istekleri kabul eden". 46- El-Vâsi "Rahmet, kudret ve ilmi ile her şeyi ihata eden'" 47- El-Hakîm "Her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan." 48- El-Vedûd "Kullarını en fazla seven, sevilmeye en layık olan." 49- El-Mecîd "Her türlü övgüye layık bulunan." 50- El-Bâis "Ölüleri dirilten." 51- Eş-Şehîd "Her zaman her yerde hazır ve nazır olan." 52- El-Hakk "Varlığı hiç değişmeden duran. Var olan, hakkı ortaya çıkaran." 53- El-Vekîl "Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran." 54- El-Kaviyy "Kudreti en üstün ve hiç azalmaz." 55- El-Metîn "Kuvvet ve kudret kaynağı, pek güçlü." 56- El-Veliyy "İnananların dostu, onları sevip yardım eden." 57- El-Hamîd "Her türlü hamd ve senaya layık olan." 58- El-Muhsî "Yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen." 59- El-Mübdi "Maddesiz, örneksiz yaratan." 60- El-Muîd ''Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan." 61- El-Muhyî "İhya eden, dirilten, can veren." 62- El-Mümît "Her canlıya ölümü tattıran." 63- El-Hayy "Ezeli ve ebedi hayat sahibi." 64- El-Kayyûm 'Varlıkları diri tutan, zatı ile kaim olan." 65- El-Vâcid "Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, istediğini, istediği vakit bulan." 66- El-Macîd "Kadri ve şanı büyük, keremi, ihsanı bol olan." 67- El-Vâhid "Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan." 68- Es-Samed "Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu." 69- El-Kâdir "Dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan." 70- El-Muktedir "Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi." 71- El-Mukaddim "Dilediğini, öne alan, yükselten." 72- El-Muahhir "Dilediğini sona alan, erteleyen, alçaltan." 73- El-Evvel "Ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan." 74- El-Âhir "Varlığının sonu olmayan." 75- El-Zâhir "Varlığı açık, aşikar olan, kesin delillerle bilinen. " 76- El-Bâtın "Akılların idrak edemeyeceği, yüceliği gizli olan. " 77- El-Vâlî "Bütün kainatı idare eden." 78- El-Müteâlî "Son derece yüce olan." 79- El-Berr "İyilik ve ihsanı bol, iyilik ve ihsan kaynağı." 80- Et-Tevvâb "Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan." 81- El-Müntekim "Zalimlerin cezasını veren, intikam alan." 82- El-Afüvv "Affı çok olan, günahları affetmeyi seven." 83- Er-Raûf "Çok merhametli, pek şefkatli." 84- Mâlik-ül Mülk "Mülkün, her varlığın sahibi." 85- Zül-Celâli vel ikrâm "Celal, azamet ve pek büyük ikram sahibi." 86- El-Muksit "Her işi birbirine uygun yapan." 87- El-Câmi "Mahşerde her mahlükatı bir araya toplayan." 88- El-Ganiyy "Her türlü zenginlik sahibi, ihtiyacı olmayan." 89- El-Mugnî "Müstağni kılan. ihtiyaç gideren, zengin eden." 90- El-Mâni "Dilemediği şeye mani olan, engelleyen." 91- Ed-Dârr "Elem, zarar verenleri yaratan." 92- En-Nâfi "Fayda veren şeyleri yaratan." 93- En-Nûr "Alemleri nurlandıran, dilediğine nur veren." 94- El-Hâdî "Hidayet veren." 95- El-Bedî "Eşi ve benzeri olmayan güzellik sahibi, eşsiz yaratan." 96- El-Bâkî ''Daimi, ölümsüz, ebedi olan." 97- El-Vâris "Her şeyin asıl sahibi olan." 98- Er-Reşîd "İrşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren. " 99- Es-Sabûr "Ceza vermede acele etmeyen." Kaynak Esmaü'l Hüsna / İsmail Kılınç Editör Allah ın 99 İsmi Türkçe Karşılığı Esma-Ül Hüsna Türkçe anlamları ders notları Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Allah ın isimleri Ahmet Yesevi Öğrenci Bu siteyi açana sağol vallahi Allah'ın ödevimizde 99 ismini istiyodu vallahide billahide başka sitede bulamadım çok güzel anlatmışsınız 2021-10-10kamil çok uzun 2 ayda yazamdım allah bilir siz nekadar yorulmuşsnuzdur 2021-06-12METİN KA BU ÇOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOOK UZUN AMA BUNU YAPANIN ELLERİNİ ÖPMEK GEREK 2021-04-17Sevgi Allahin isimlerinin anlamı çok ama çok güzel ve de çok güzel aciklamislat 2020-11-17Alex DURAN ödevim allahın 99 ismini yazmaktı çok işime çok iyi olmuş 2020-10-12erdinç ün yaptığın iyi bir sey ama keşke öğrenmek zorunda kalmasak zorla... 2020-01-05Mehmet Güven Maddesiz ve örneksiz yaratan diye açıkladığınız'el mübdi'gibi bazı kavramları çözemesem de çok açık net anlaşılır bir dille razı 2019-12-02Abuzittin Karakabakbaş Teşekkürler Temel Dini Bilgiler sınavından 100 aldım 2019-11-12
muhsin iyi tarafından 23 Ağustos, 2011 - 0958 tarihinde gönderildi Allah’ın doksan dokuz güzel ismini ezberleme isteği bende ilk kez üniversite yıllarında uyandı. O zamanlar Kuran-ı Kerim’i yanımdan hiç ayırmazdım. Devamlı okurdum. Ders çalışma aralarında da okur, kendimi bu yolla da dinlendirirdim. Ayetlerin içinde ve sonunda geçen Allah’ın güzel isimleri çok dikkatimi çekerdi. Surelerin ve ayetlerin özetlerinin, daha doğrusu tek kelimeye indirgenmiş biçimlerinin bu güzel isimlerde gizli olduğunu görürdüm. Kuran-ı Kerim’in sırrının bu güzel isimlerde olduğunu düşünürdüm. Allah’ın güzel isimleri ile ilgili şu hadis-i şerif de o zaman ilgimi çekmişti “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları sayarsa cennete girer.” Bu hadis-i şerif uyarınca ben de peygamberimizin müjdesine nail olanlardan olmak istedim. Bir arkadaşımdan hemen bu güzel isimleri bana bir kâğıda yazıp vermesini rica ettim. Dediğimi yaptı. Ama ezberim kuvvetli olmasına rağmen bir türlü bu güzel isimleri hafızama tam olarak yerleştiremedim. Bir süre sonra bunları ezberleme hevesi de bende söndü. Aradan on üç yıl geçtikten sonra bu arzu bende yeniden uyandı. Herhalde tövbe ve zikir nimetine erdiğimden olacak, bu sefer bu güzel isimleri çok kısa bir zamanda hemen ezberledim. Allah’ın güzel isimlerini sabah namazını kıldıktan sonra tespihle ezberden hızlı bir biçimde sayıyorum. Eğer yanlışlık yaparsam -her otuz üçe geldiğimde hangi isme ulaşmam gerektiğiyle bunu biliyorum- ilgili otuz üçün başında birkaç kez “estağfurullah” diyerek yeniden çekiyorum. Yanılma çok ender oluyor. Sonra bu nimeti bana verdiği için aynı hızla doksan dokuz kere “elhamdülillah” diyerek tespihi tamamlıyorum. Sayma işi bir iki dakika bile sürmüyor. Tabii bu sırada her güzel ismin anlamını bilerek çekiyorum, ama üzerlerinde düşünmek olanağı bulamıyorum. Yalnız bu sayede yaşamımda her varlık, olay ve olguda Allah’ın güzel isimleri üzerinde düşünmek gibi bir alışkanlık, daha doğrusu bir yaşam biçimi kazandım. Bu da imanımı her gün daha da güçlendirmektedir. Allah’ı ezberlediğim bu güzel isimler sayesinde daha iyi tanıdığımı, tanıyacağımı düşünmekteyim. Hadis-i şerifin müjdesine ahirette eremesem bile Allah’ın bu güzel isimlerini ezberlemekle dünyada iken bile çok şey kazandığımı, kazanacağımı sezmekteyim. Bunun yaşamımın daha erken bir evresinde gerçekleşmediğine her zaman hayıflanmaktayım. Çünkü Allah’ı tanımak, imanın yakinleşmesini gerçekleştirmektedir. İman ise, kalbe huzur ve mutluluk vermektedir. Dünyayı, yaşamı Allah’ın rızası doğrultusunda anlamamızı ve anlamlandırmamızı sağlamaktadır. İbadetlerdeki şevki artırmaktadır. İbadetleri nefse ağır gelen bir yük olmaktan çıkarmaktadır. Allah’ın her bir güzel ismi O’nun bir sıfatını temsil etmektedir. Mümine yakışan şey Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmaktır. Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak da O’nun güzel isimlerini tanıyıp gereğini yerine getirmekle olur. Bu açıdan her bir güzel ismin kulda oluşmasını amaçladığı güzel bir huy, ideal bir ahlak söz konusudur. Buna göre kimi güzel isimler nefsimizi terbiye etmeyi sağlamakta; kimisi de eksik, yanlış Allah inancımızı düzeltmekte, Allah’ı yüceltmektedir. Allah’ın güzel isimlerini ezberleyip her gün sabah namazından sonra saymaya başladıktan ve her birinin anlamını öğrenip üzerinde düşündükten sonra konuyla ilgili müjde içeren hadis-i şerifin Allah’ı dosdoğru tanıyıp yüceltmeyi ve Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmayı amaçladığını düşünmeye başladım. Kuşkusuz ebedi cennetin o kadar ucuz olmadığını herkes bilir. Allah’ın güzel isimlerini ezberlemek, saymak, onların anlamlarını bilmek, üzerinde düşünmek de güzel işlerdir. Bir çalışmadır. Allah en ufak bir emeği bile boşa çıkarmaz. Karşılığını kat kat fazlasıyla verir. Ama bu güzel işlerin ötesinde bu güzel isimlerin anlamlarının gereğini yapmak, yani Allah’ı dosdoğru tanıyıp elinden geldiğince tazim etmek ve O’nun ahlakıyla ahlaklanmak çok daha büyük bir iştir. Yaratılış amacına ulaştıracak bir çabadır. Maalesef insanoğlu çıkarsız bir işe pek sarılmıyor. Havas Seçkin kimselerin ilmi adı altında Allah’ın güzel isimlerini açıkladığını iddia eden pek çok eserde bu konu çok farklı bir bakış açısı ile işlenmektedir. O tür kitaplarda Allah’ı dosdoğru tanıyıp yüceltme, O’nun ahlakıyla ahlaklanma gibi bir amaç yerine her bir güzel ismin genellikle insana dünyada neler kazandıracağı üzerinde durulmuştur. Bu tür kitaplarda her güzel ismin hangi gün ve saatte ne kadar çekileceği, bununla da ne yararlar elde edileceği anlatılmaktadır. Kuşkusuz zikir bir ibadettir ve her insanın ibadette gözettiği amaç birbirinden farklıdır. Kimisi cehennem korkusuyla, kimisi cennet arzusuyla, kimisi de Allah rızası için ibadet eder. Bunlar içinde en makbulü Allah rızasıdır. Ama ilgili kitaplarda Allah’ın güzel isimlerini zikirle dünyevi bazı istekler de söz konusu edilmektedir. Örneğin, el-Muğnî güzel ismini şu günde şu kadar çeken kimseye Allah büyük bir zenginlik verir, denmektedir. Bir Müslüman düşünün ki Allah’ı kendisine zenginlik vermesi için zikrediyor, yani dilinde Allah’ın güzel bir ismi olduğu halde gönlünde dünyalık arzusuyla Allah’a yaklaşmaya çalışıyor. Bu gerçekten iğrenç bir şeydir. Hele hele bu güzel isimleri arasının bozulduğu Müslüman kardeşinin başına bela ve musibet gelmesini sağlamak veya ölümünü gerçekleştirmek amacıyla zikredenlere ne demeli acaba? Şu ayet-i kerimede bu gibi kimseler çok şiddetli bir biçimde uyarılmaktadır “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na en güzel isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır Araf suresi, ayet 180.” Kuşkusuz dualarda ahiret olduğu kadar dünyevi her ihtiyacımızı da Allah’tan isteyebiliriz. Bu açıdan Allah’tan zenginlik de istenir. Bu sayede zenginliği verenin Allah olduğu da bilinmiş olur. Ama bu çeşit bir zenginlik istenirken halisane bir niyetle Allah’ın dini ve rızası da gözetilir. Hakkında hayırlı ise nasip olması istenir. Yine bu dualar öncesinde Allah’ın güzel isimlerini zikretmek duanın kabul edilmesine de bir vesiledir. Ama dinin ruhu ve gayesi ahirettir. Ahirete yönelik bir hayır içermeyen dünyalığın olmaması, olmasından daha iyidir. Yüce Allah Kuran-ı Kerim’de bu konuda şöyle buyurmaktadır “Kim ahiret mahsulü isterse onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz. Şûrâ suresi, ayet 20.” Havas bilginlerinin Allah’ın güzel isimlerini çekileceği gün, saat ve sayı ile sınırlamalarının Kuran-ı Kerim’deki ve hadis-i şeriflerdeki delillerini bulamadım. Gerçi namaz sonunda okunan tespihlerin 33’er adetle sınırlanması, bir kısım hacetler ve faziletler için bazı surelerin adetlerle belirtilmesi itiraz için sünnetten delil olarak hemen akla gelebilir. Ama konumuz olan ebced hesapları ile Allah’ın güzel isimlerini belli bir sayıda zikir için Kuran-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde bilgi mevcut değildir. Kuşkusuz pek çok İslam âliminin ve mutasavvıfın beyanları, bu konuda sundukları iddialar ve örnekler ile anlaşılmaktadır ebced hesapları ile her bir güzel ismin zikir sayısı arasında bir uyum, uygunluk söz konusudur. Kuşkusuz Allah ezeli ilmiyle bunu bilmekteydi ve ebced hesapları ile her bir güzel ismin zikir sayısı arasındaki söz konusu uyumu ve uygunluğu da gözetmişti. Yine dinde kutsal, faziletli sayılan gün ve geceler de bulunmaktadır. Her bir güzel ismin haftanın bir gününde ve belli bir saatinde çekilmesinin daha bir yararlı ve faziletli olduğuna dair düşünceler de bir tarafa atılacak cinsten değildir. Ama tüm bunlara rağmen zikir haddizatında çok samimi bir ibadettir. İçten gelen bir duyguyla yapılır. Onu gün, saat ve sayı ile sınırlamak doğasına uygun düşmez. Nitekim Allah da kutsal kitabında bu konuda şöyle buyurmaktadır “Ey iman edenler, Allah’ı çok zikredin Ahzab suresi, ayet 41.” Yine de kendisine Allah’ın güzel isimlerini ebced hesabına göre vird edinenler hayatlarına bir alışkanlığı koyma açısından bir rahatlık ve kolaylık yaşarlar. Bu açıdan ebced hesabına göre Allah’ın güzel isimlerini çekmek güzel bir alışkanlıktır, virddir. Biz de bu açıdan aşağıdaki tabloda Allah’ın güzel isimlerinin kısaca açıklamasını verdikten sonra yanlarına ebced değerlerini de verdik. Dileyen kişiler hayatları, istekleri için uygun gördükleri Allah’ın güzel isimlerini bu ebced hesaplarına göre vird edinebilirler. İnsanın tek başına yalnız havas bilgileri ile zikre yönelmesi beraberinde büyük itikadi yanlışlıklar ve sapmalar da getirebilecektir. Zikir ehil birisinin, mürşid-i kamilin rehberliğinde çekilmedikçe insana yarar kadar zarar da verebilir. Tabii bu sözünü ettiğimiz şey, laza-i Celal Allah, kelime-i tevhit gibi zikirleri çokça çekme ile ilgilidir. Yoksa esma-i Hüsna için geçerli değildir. Ama yine de esma-i hüsnada da ihtiyatlı olmak lazımdır. En azından tasavvuf kültürünü hazmetmek gerekir. Tasavvuf kültürünün de temelini her an tövbe ve istiğfar halinde olma, nefisle mücadele etme ve Allah rızasını amaç olarak görme oluşturur. Çünkü şeytan hiçbir fırsatı kaçırmaz. Kılavuzsuz yola çıkanları çeşitli tehlikeler bekleyebilir. Örneğin yaptığı zikirle dualarının kabul edildiğini gören birisi istidraca düşebilir. Hem benliği güçlenip kendisinde olmayan çeşitli büyüklükler görebilir, kibire ve ucuba kapılabilir. Çünkü zikrin neticesi birtakım haller yaşamaya başlayacaktır. Bunların bazısı Rahmani bazısı da şeytanidir. Bunları birbirinden ayırması imkânsızdır. Birbirlerine çok benzerler. Farkına varmadan şeytanın oyuncağı olabilir. Bunlar da insanı ebedi helake, pişmanlığa götürmeye yeter. Ayrıca vesveseye de düşebilir. Hele içinde bulunduğumuz çağda insanlar gerekli dini ve itikadi bilgilerden bile yoksunken onların ellerine verilecek böyle bir havas bilgisi Allah’ın güzel isimlerinin gereği ve amacı dışında zikredilmesine yol açacaktır. Onun için zikir yoluna gireceklerin bir mürşid-i kamilin himayesine girmesi en doğru yoldur. Nefis tezkiye olmadıkça zikir, özellikle esma-i hüsna zikri ona yarardan ziyade zarar verecektir. Çünkü böyle bir kişi Allah’ın güzel isimlerine hep nefis hesabıyla bakacaktır. Bu da onu manevi olarak zarara sokacaktır. Hâlbuki esma-i hüsna zikrini çekmenin temel amacı Allah’ı övüp yüceltme ve O’nun güzel ahlakıyla ahlaklanmadır. O’nun rızası dışında her şey nefis hesabınadır. Allah’ın rızası dışında kendisine bir hedef çizen ve bu konuda esma-i hünsadan umut bekleyen kişi ise yoldan çıkmıştır. Nefis ve şeytan onu aldatmıştır. Allah bu durumlara düşmekten bizleri korusun. Evet şu ayet-i kerime bu kişilere hitap etmektedir “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na en güzel isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır Araf suresi, ayet 180.” Kalp saniyede halden hale girer. Değişkendir. Onu bir noktada tutmak zordur. Hele zikir sırasında bu daha çok olur. Nefis ve şeytan vesveseleri ile kalbi bulandırırlar, zikri dünyevi bir amaç haline dönüştürebilirler. O yüzden Nakşibendiler, lafza- Celal zikrini her tespih devredişinde 100 adetten sonra İlahi ente maksudi ve rızake matlubi Allahım Sen maksadımsın, isteğim de Senin rızandır.’ demektedirler. Böylece sapmış, sapacak, dönek, renkten renge giren, girecek olan kalbe rotasını gösterirler. Kalp bu rotadan saptı mı zikir yarar değil insana zarar vermeye başlar. Bu durum esma-i hüsna zikrinde daha çok kendisini gösterir. Yani kalp esma-i hüsna zikrinde rotasını şaşırmaya daha müsaittir. Esma-i hüsna zikrini çekerken kalp O’nun rızası dışında başka yerlere takılabilir. Onu uyarmak ve doğru yola sevk etmek gerekir. Onun için esma-i hüsna zikri çekerken İlahi ente maksudi ve rızake matlubi Allahım Sen maksadımsın, isteğim de Senin rızandır.’ sözünü en azından başta ve sonda birer kere de olsa söylemek ve bu konuda kalbi uyarmak gerekir. Daha çok söylemek daha büyük yararlar sağlar. Birgün Azerbaycan Bakü’de bir dükkanda alışveriş yaparken üst kattaki evinden merdivenlerden inen hanımının geniş bir tabakta tespih olduğu halde dükkan sahibi beyine sunduğunu gördüm. Zikrini tamamladıktan sonra dükkan sahibine namaz kılıp kılmadığını sordum. Namaz kılmadığını söyledi. Ama kendi ismine uygun olan Allah’ın bir güzel ismini her gün belli bir zamanda belli bir miktarda çektiğini belirtti. Bu sayede bir marifete kavuştuğunu iddia ediyordu. Pek çok kişi ilgili marifet için onu ocak bellemişlerdi. Kapısına geliyordu. Bu işten para da kazanıyordu. Kendisini evliya sanıyordu. Allah bir kulunu nasıl da şaşırtmıştı? O zaman bunun dinde bir dünyevileşme yolu olduğunu düşündüm. Yahudiler de dinlerini benzer bir yolla dünyevileştirmişlerdi. Ahireti unutmuşlardı. Sonra bu işin Azerbaycan’daki yaygınlığını gördüğümde daha da şaşırdım. İnsanların Allah’a sadece dünyevi bir amaç için yönelmeleri beni daha sonra dehşete sürükledi. Çünkü Allah’ın güzel isimlerini nefsi ve dünyevi arzuları istikametinde kullanan pek çok insanın istidraclarına da tanık oldum. Onlardaki bu yanlışı görünce içimde doğru olanı yapmak ve bu gibilerin şerlerinden Allah’a sığınmak ihtiyacı belirdi. Hayrı da şerri de yaratan Allah’tır. Allah kendisine sığınanları da elbette şerlerden koruyandır. Bunun üzerine hayatımda ikinci kez içimde Allah’ın güzel isimlerini saymak, ezberlemek, onların anlamlarını öğrenip üzerinde düşünmek isteği başladı. Çok şükür bunlar da gerçekleşti. Artık aradan yedi yılı aşkın bir zaman geçmiş bulunmaktadır. Şimdi şu gerçeği derinden anladım ki, zikirde amaç Allah rızasıdır. Zikir, bir ilan-ı aşktır. Allah’a kalple, yani aşkla yönelmedir. Allah’ın güzel isimleri ile amaçlanan şey de doğru bir Allah bilgisi ve itikadı edinip Allah’ı övüp yüceltmek ve nefsin kusurlarını görüp düzelterek Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmaktır. Havas ilimlerinde insanın isminin anlamı veya ebced değeriyle Allah’ın güzel isimleri arasında ilgi kurulması ve uygun düşen güzel isim ile zikrin tavsiye edilmesi, bir hak temele dayanıyor olabilir. Gerçekten insan isimleri Allah katında ezelden bilinmekteydi. İnsan isimleri ile karakterler arasındaki ilgi Batı’da da pek çok bilginin ve araştırıcının da dikkatini çekmiştir. Bu konuda pek çok kuram ortaya atılmış ve kitap kaleme alınmıştır. Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde evladına iyi bir isim takmayı babanın temel görevleri arasında saymıştır. Allah isminin anlamına sahip çıkan, isminin anlamının içerdiği fazilete, iyiliğe, güzelliğe yönelen ve bunun için de ismini güzel niyetiyle, amelleriyle, dualarıyla, zikriyle Allah’ın güzel isimlerinden uygun olanının gölgesine yaklaştıran kişiye elbette güzel ismine yaraşır ilahi lütuflarda bulunacaktır. Ama bunda da yine Allah rızası gözetilmelidir. Bunu dünyevileştirmek, ticarete dönüştürmek dinden sapmadır. Nefsin ve şeytanın oyuncağı olmaya bir davetiyedir. Onun için bu da çok tehlikeli bir yoldur. Bir yol göstericiyi, ehil birisini, Mürşid-i kâmili gerektirir. Allah’ın sayıya sığmayacak kadar güzel isimleri vardır. Kuran-ı Kerim’de bu anlama gelebilecek olan ayet-i kerime şudur “De ki Rabb’imin kelimelerini yazmak için deniz mürekkep olsa hatta onun bir misli daha takviye edilse bunlar tükenir de Rabb’imin kelimeleri bitmez Kehf suresi, ayet 109.” Nasıl bir insanı ismiyle ve unvanıyla tanırsak Allah’ı da ancak sıfat ve güzel isimleri ile tanıyabiliriz. Yalnız bir insanın isminin anlamıyla kişiliği, davranışları, ahlakı, dünya görüşü uyuşmayabilir. Örneğin bir kişinin adı Muhsin iyilik yapan olabilir de herkes ondan kötülük görebilir. Ama Allah için böyle bir şey söz konusu olamaz. Allah’ın güzel isimlerinde söz konusu olan anlam ile biz Allah’ı daha yakından tanımak olanağına erişiriz. Allah’ın zatını düşünmek doğru değildir. Nitekim bu bir hadis-i şerifle de yasaklanmıştır. Ama O’nun varlık, olay ve olgular üzerinde görülen sıfatları ve güzel isimleri üzerinde düşünebiliriz. Tabii burada “Allah’ın zatını düşünmek” ile kastedilen anlam, O’na insana özgü nitelik ve nicelik yakıştırmaktır. Yoksa insanın kendisini Allah’ın zatı karşısında olduğunu hissetmesi, düşünmesi murakabe adı verilen büyük bir ibadettir. Bütün evren, yeryüzü, canlı ve cansız varlıklar, Allah’ın sıfatlarına ve güzel isimlerine tercümanlık yapmaktadırlar. Allah’ı bizlere anlatmak için yaratılmışlardır. Hadisi-i şerifte yetmiş yıllık ibadete denk olarak gösterilen tefekkürün zirvesi de yaratılmış olan şeylerde Allah’ın sıfat ve güzel isimlerini görüp üzerinde düşünmektir. İnsan yeryüzünde Allah’ın halifesi olmak üzere yaratılmıştır. Allah’ın halifesi olmak demek, Allah’ı yeryüzünde esma-ül hüsnası ile temsil etmektir. Nitekim Kuran-ı Kerim’de Bakara Suresi, 30-38 Allah ilk insan olan Hz. Adem Aleyhisselâmla ilgili olarak bu konu üzerinde durup yeryüzünde bir halife yaratacağını belirtmiştir. Ama melekler insanın yaratılış hikmetini kavrayamayarak Allah’ın bu kararına itirazda bulunmuşlardır. Melekler Allah’ın bütün güzel isimlerini temsil edemiyorlardı. Bu yüzden Allah’ı gereği şekilde tanımıyorlardı. Örneğin onlar Allah’ın et-Tevvâb Tövbeleri kabul eden güzel ismini bilmiyorlardı. Çünkü günah işleyemiyorlardı. Dolayısı ile el-Gafûr Günahları bağışlayan, el-Gaffâr Günahları çokca bağışlayan, el-Afüvv Günahları tamamen affeden gibi günahları bağışlamayı, günahlardan temizlemeyi karşılayan Allah’ın güzel isimlerinden de habersizdiler. Yine yeme içme nedir bilmeyen bu varlıklar er-Rezzâk Rızık veren güzel isminden de habersizdiler. Ayrıca Allah’ın hastaları iyileştirdiği eş-Şâfi Hastalara şifa veren güzel isminin de hastalanmadıkları için ne anlama geldiğini bilmiyorlardı. Allah âlemleri sıfatlarını ve güzel isimlerini tecelli etmek için yaratmıştı. Melekler istemese de bu gerçekleşecek, meleklerin haksızlığı kendilerine ispat edilecekti. Nitekim Allah yaratıp eşyaların isimlerini kendisine öğretince bunların isimlerini meleklerine de sordu. Ama onlar bu konuda cahildiler. Bir şey bilmiyorlardı. Hatalarını anlayıp Allah’tan af dilediler bk. Bakara suresi, ayet 30-39. Allah’ı gözler göremez. Ama kalpler Allah’a yönelebilir. Güzel isimlerle esma-ül hüsna kalbi Allah’a yöneltmek üç şekilde mümkündür Ya O’nun güzel isimlerini zikretmekle ya dualarda kullanmakla ya da yaratılmışlar üzerinde O’nun güzel isimlerini düşünmekle olur. Şayet virt dersi verecek ehil birisi, mürşid-i kamil bulunmadığında bir vakit namazının bitiminin arkasında bu isimleri bize bağışlayan ve sayılmasını isteyen peygamberimizin ruhuna bir fatiha hediye ettikten sonra Allah’ın güzel isimleri aşağıdaki esma-ül hüsna tablosundaki sırasıyla çekilebilir. Ayrıca onun içerisinden seçilen bir veya birkaç güzel isim anlamı dosdoğru bilindikten sonra sayıya vurmadan veya ebced sayısına göre her gün gece ve gündüz bir çeşit aşkla zikredilerek yüceltilebilir. Bu zikir sırasında insan isimleri ile Allah’ın güzel isimlerinin karışmaması, daha doğrusu Allah’ın güzel isimlerinin insan isimlerini çağrışım yapmaması için zikrini çektiğimiz güzel ismin başına “yâ-” veya “el-“ takılarını koymamız gerekir. Örneğin yâ-Metînü, el-Kâdiru gibi. Bir de bu güzel isimlerle birlikte takdis cümlelerini zikretmek bu açıdan çok yararlıdır. En azından başta ve sonda birer kere de olsa takdis cümlelerini söylemek zikrimize bir ağırlık ve içtenlik katacaktır el-Metînü celle celâluhu, yâ-Kâdiru celle şânuhu gibi. Bu iki takdis cümlesinden her biri bütün güzel isimler için kullanılabilir. Bilindiği üzere İslam dinine Kelime-i şahadetle girilir. O da Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın kulu ve peygamberi olduğuna kalp ile inanıp onu dil ile tasdik etmektir. Buna göre İslam’ın bir yarısını Allah’a iman, diğer yarısını da peygambere iman oluşturmaktadır. Allah’a iman etmeden önce de O’nu sıfat ve güzel isimleri ile tanımak gerekir. Allah’a peygamberlere iman dışında imanın diğer rükünleri olan meleklere, kitaplara, ahiret gününe, kadere iman Allah’ın sıfatlarının ve güzel isimlerinin bir uzantısı olarak düşünülebilir. Yani bir Müslüman Allah’ı sıfat ve güzel isimleri ile tanımadığı zaman imani ve itikadi bazı zayıflıklar ve eksiklikler içerisinde bulunabilir. Bu açıdan Allah’ı sıfat ve güzel isimleri ile tanımak, bilmek her Müslüman için en başta gelen görev ve iştir. Allah’ın güzel isimleri, Ebu Hüreyre’nin peygamberimizden bir müjde ile birlikte rivayet ettiği bir hadis-i şerifte geçmektedir “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları sayarsa cennete girer.” Kuran-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde söz konusu doksan dokuz isim dışında Allah’ın daha pek çok güzel ismi geçmektedir. Bu hadisteki “sayma ahsâhâ” sözcüğü nedense konuyla ilgili kitaplarda çeşitli açıklamalara neden olmuştur. İhsâ etme sayma ile sadece Allah’ın doksan dokuz güzel ismini arka arkaya sıralamanın kastedilmediği, bunları ezberlemek, bunların anlamlarını bilmek ve üzerinde düşünmek gerektiği de söylenmektedir. Ben bu görüşe bir noktada itiraz ediyorum. Eğer böyle anlamlar gözetilmiş olsaydı sadece “sayma” denilmez, bunları ezberlemek, bunların anlamlarını bilmek ve üzerinde düşünmek gerektiği de açıkça belirtilirdi. Hoş bu isimleri sayma külfetine katlanan bir kişi için bunları ezberleme, bunların anlamlarını öğrenmek ve üzerinde düşünmek de zevkli bir iş olacaktır. Sayma yanında bunları ezberleme, bunların anlamlarını öğrenmek ve üzerinde düşünmek çok daha kolay ve kendiliğinden gelişen bir süreçtir. Aslında ben “ihsâ etme” kavramı ile bu çeşit anlamların kastedilmediğini iddia etmiyorum. Sadece hadis-i şerifte bu anlamların belirtilmemesine dikkat çekmek istiyorum. Hatta ben bu söylenenleri tastik etmekle kalmıyor, eksik bile kabul ediyorum ve “ihsâ etme” kavramının çok daha geniş bir anlamda kullanıldığını düşünmekteyim. Allah’ın her bir güzel ismi O’nun bir sıfatına ışık tutmaktadır. Mümine yakışan şey Allah’ı dosdoğru tanıyıp yüceltmek ve O’nun ahlakıyla ahlaklanmaktır. Bu da Allah’ın bu güzel isimlerinden nasiplenmekle olur. Gerçi “ihsâ etme” kavramı üzerine savunduğum bu düşüncede ben yalnız değilim. Şah-ı Nakşibendî Hazretleri de Allah’ın 99 güzel ismi ile ilgili bu hadis-i şerifteki “ihsâ etme” kavramı ile Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmanın kastedildiğini belirtmektedir. Allah’ın 99 güzel isminden birkaçını buna örnek olarak zikredeyim Allah el-Kerîm Çok cömert ise kulu da cömert olmalı. Allah’ın el-Halîm Sabreden, cezadan vazgeçen güzel ismi kulda ağırbaşlılığı gerektirir. Es-Sabûr Çok sabırlı güzel ismi kulun öfkesine hakim olmasını ister. El-Hamîd Kendisine şükür ve hamd edilen, övülen güzel ismi kulun daima Rabb’ini övmesini ve O’na şükürde bulunmasını icap ettirir vb. İşte ilgili hadiste cennet gibi büyük bir nimet söz konusu ise bu kula ancak Allah’ın 99 güzel isminin gereklerinin yerine getirilmesi ile nasip olabilir. Burada şu hususa özellikle dikkati çekmek isterim Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak O’na yakışır bir kul olmak demektir. Kendinde bir benlik, üstünlük görmek değildir. Güzel isimlerden kula gerekli olan dersi çıkarıp bunu yaşamına uygulamaktır. Bir kul ne kadar Allah’ın ahlakıyla ahlaklansa da bu hiçbir zaman Allah’a benzemek olarak düşünülmemelidir. Zira Allah’ta her türlü kemal mutlak ve sonsuzdur. İnsanda ise her kemal mutlaka kusurlu ve sınırlıdır. Tabii Allah’ın her güzel isminden farklı bir ders çıkarılır. Kiminde kul için ideal bir ahlak kuralı söz konusudur. Bunlar kulu terbiye etme özelliğine sahiptirler. O’nun rububiyyetine ait güzel isimlerdir. Örneğin Allah günahların üzerini örten ve bağışlayan el-Gafûr olduğuna göre O’nun kulu da insanlarla olan ilişkilerinde kusurları gizleme ve affetme yolunu tutmalıdır. Yine Allah karşılıksız iyilik yapan el-Berru olduğuna göre kula yakışan şey de Allah rızası için insanlara iyilik etmektir. Ama bazı güzel isimlerde kulun alacağı dersin mahiyeti değişir. Çünkü ilgili güzel isimler ortaklık kabul etmez. Teslimiyet, övgü ve yüceltme isterler. Bunlar O’nun uluhiyyetine ait güzel isimlerdir. Örneğin el-Celîl güzel ismi Allah’ın emir ve yasak koyma yetkisini tanımayı gerektirir. El-Hakem güzel ismi her konuda O’nu hüküm sahibi kabul etmeyi gerekli kılar. Biz bu tür güzel isimleri de dosdoğru anlayıp sürekli zikirle yücelterek kulluk makamına ulaşabiliriz. Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak tasavvufta bekabillah Allah’ta [ baki olmak makamına işarettir. Bunun için de önce fenafillaha Allah’ta [ fani olmak ulaşmak gerekir. Fenafillah, kulun tövbe ile Allah’ın yasaklarından kaçınmasının ve emirlerine uymasının ardından dünyayı gönülden çıkarması, tevekkül, kanaat, uzlet, devamlı zikir, hakka tam anlamıyla yönelmek, sabır, murakabe gibi şartları yerine getirmesinden sonra Allah’ın rızasına ulaşmasıyla meydana gelen bir haldir. Nefsin arınması ile meydana gelir. Buna göre Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak çok sıkı bir nefis tezkiyesinden ve kalp tavsiyesinden sonra ancak mümkün olmaktadır. Bu da ancak bir mürşid-i kamilin rehberliğinde gerçekleşebilir. Yalnız başına mümkün değildir. Kim bilir, belki de Allah bu güzel isimleri her gün sayan ihsa eden kişiye Allah’ı dosdoğru tanıyıp yüceltme ve O’nun ahlakıyla ahlaklanma nimetlerini de hediye ediyor ve bundan dolayı da ilgili hadis-i şerif sadece Allah’ın 99 güzel ismini sayma işlemine işaret etmekle yetinmiş olabilir. Çünkü Allah cömerttir. O’nun cömertliğini sınırlandırmak, kurallara bağlamak doğru değildir. Tarikatlar yolu ile onca emek ve zaman zarfında elde edilen marifete Allah dilerse bir insanı bir anda da ulaştırabilir. Allah vesileler olmadan da bağışta bulunabilir. Bu açıdan Allah’ın 99 güzel ismini sayma işini küçümsemek, ihmal etmek doğru değildir. Bunda büyük bir sır, büyük bir hikmet, hadis-i şerifin işaret ettiği cennet nimeti gizlenmiş olabilir. Kimse Allah’ın rızasının nerede saklı olduğunu bilemez. Bize düşen görev, eleştirmekten ziyade Allah hakkında peygamberin söylediği her sözün gereğini yerine getirerek uymaktır. Aslında zor olan bu güzel isimleri ezberlemek değil her gün saymaktır. İlgili hadis-i şerifi yorumlamadan anlaşılan temel anlam da “güzel isimleri saymak”tır. Bu kağıda bakıp okumakla da gerçekleşen bir işlemdir. Yalnız kağıdın ve yazının yaygın olmadığı peygamberimiz döneminde “sayma” ile “ezberden okuma”nın kastedildiği tartışma gerektirmeyecek oranda açıktır. Bu açıdan ilgili hadis-i şerifin ruhuna uygun olan yöntem, bunları ezberleyerek saymaktır. Allah’ın 99 güzel isminden bazılarını yalnız başına söylemek doğru değildir. Görünüşte bunlarda olumsuz bir anlam söz konusudur. Yalnız Allah’a hiçbir şekilde olumsuz bir sıfat ve güzel isim verilemez. Olumsuzluklar kulun nefsinden kaynaklanır. Allah kul şerri istediği için yaratır. Ama bundan razı olmaz. Kul günaha girdiğinde çoğu kez hemen cezalandırmaz. Bunda genellikle sabırlı, anlayışlı davranır. Ona süre tanır. Çoğu kez affeder. Tövbe ettiğinde geçmiş günahlarını bağışladığı gibi bunları sevaba da dönüştürür. Ama bazen de kulun kendisini düzeltmesi ve toparlaması için ona bela ve musibet verir. Kısacası O’nun rahmeti gazabını geçmiştir. İnsanların hidayeti ve irşadı için peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiştir. Bütün varlık âlemi O’nun sıfat ve güzel isimlerine tercümanlık yapmaktadır. Tüm bunlara rağmen bir insan da Allah’a ve peygamberine karşı geliyorsa, hak dine karşı düşmanlık gösteriyorsa artık ölümden sonra başına gelecek azabı kendisi hazırlıyor demektir. Bunda Allah’ı suçlayacak hiçbir hakkı yoktur. Bu açıdan ilgili güzel isimleri olumlu anlama sahip karşıtlarıyla hem birarada zikretmek hem de birarada değerlendirmek ve anlamak gerekir el-Kâbidu/el-Bâsitu Sıkan, bunaltan-Genişlik veren, el-Hâfidu/er-Râfi’uManevi olarak aşağı indiren-Yukarı çıkaran, el-Mu’izzu/el-Müzillüİzzet şeref veren-Zillet ve alçaklık veren, el-Mu’tî/el-Mâni’uVeren, ihsan den-Engel olan, ed-Dârru/en-Nâfi’uZarar veren-İyilik veren. Allah’ın 99 güzel ismini arka arkaya sayma, bunların üzerinde düşünme sırasında bir şey hemen dikkati çeker Bunların sırlamasında bir gelişigüzellik yoktur, derin bir hikmet yatmaktadır. Sadece anlam bakımından zıt olanlar birbiri ardı sıra gelmemiştir. Anlam bakımından birbirini bütünleyen, aralarında anlam ayırtısı olan, biri diğerinin anlamını açıklamaya yardım eden güzel isim veya güzel isimler ya biri diğerinin önünde veya arakasında ya da yakınında yer almıştır. Allah’ın güzel isimleri ile dua etmek, yani uygun düşen güzel isimlerle Allah’a tevessül etmek, duanın kabul olmasında çok etkilidir. Tevessül etmek duada bu isimleri vesile kılmaktır. Allah’a güzel isimlerle tevessül etmek, Allah’a hamd u senâ edip peygamberine ve âl u ashâbına salât ve selâm getirdikten sonra dua konumuza uygun olan güzel isim yada güzel isimleri seçmekle ve duamızda zikrederek bunun yada bunların hakkı, fazileti, bereketi üzerine Allah’tan istemekle olur. Örneğin, “Hamd âlemlerin Rabb’i Allah’a mahsustur. Salât ve selâm Hz. Muhammed’in ve âl u ashâbının üzerine olsun. Ey Kerîm olan Allah’ım, kazancımıza bereketini, cömertliğini kat!”, “Allah’a hamd, habibine salât ve selâm olsun. Ey Allah’ım el-Ganiyy, el-Muğnî olan ism-i şeriflerinle hiçbir kula muhtaç olunmayan, bizi azdırmayacak, senin dinine hizmet edebileceğimiz zenginliği diliyoruz!”, “Allah’a kelimeleri adedince hamd u senâlar olsun. Habibi Muhammed Musatafa’ya, âl u ashâbına ve ehl-i beytine de gökteki yıldızlar adedince salât ve selâm ederim. Ey es-Selâm, el-Mü’min ve el-Müheymin olan Allah’ım, yolculuğumuzun kazasız belasız geçmesini nasip eyle...”, “Allah’a binlerce kez hamd, resûlüne binlerce kez salât ve selâm olsun. Allah’ım beni bağışla. Çünkü Sen Gafûr ve Rahîm’sin.” gibi. Allah’ın güzel isimleri dolayısıyla tartışılan bir konu da hangi güzel ismin ism-i a’zam en büyük isim olduğudur. Peygamberimiz çeşitli hadis-i şeriflerde ism-i a’zamın bulunduğuna, bununla dua edenin duasının kabul edildiğine işaret etmişken bunun hangi güzel isim olduğunu belirtmemiştir. Bunu öğrenmek isteyenlere de net bir yanıt vermemiştir. İslam bilginleri ve ârifleri de ism-i a’zamla ilgili farklı iddialarda bulunmuşlar, ortak bir güzel isimde anlaşamamışlardır. Örneğin Hz. Ali el-Ferd Tek, el-Hayy Diri, el-KayyûmHer şeyi ayakta tutan, el-Hakem Yargılama ve hükmetme yetkisine sahip olan, el-Adl Mutlak adalet sahibi, el-Kuddûs Eksik ve kusurdan münezzeh olmak üzere bu altı güzel ismi ism-i a’zam olarak kabul etmiştir. İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre el-Hakem ve el-Adl güzel isimleri ism-i a’zamdır. Abdülkadir Geylani Hazretlerinin ism-i a’zamı, el-Hayy güzel ismi idi. İmam-ı Rabbani Hazretleri ise el-Kayyûm güzel ismini ism-i a’zam olarak görmüştü. İsm-i a’zamın ism-i Celâl Allah adı olduğunu söyleyenler daha inandırıcı bir görüş sunmaktadırlar. Bunlara göre “Allah dışındaki güzel isimler Allah’ın bir sıfatına dayanırken sadece “Allah O’nun zatına dayanmakta ve özel isim olmak dışında da kullanılmamaktadır. Dolayısıyla ism-i a’zam olmaya en layık olanı budur. İsm-i a’zamı Allah ismi olarak gören bazılarına göre bu ismin ism-i a’zam olması, zikredenin suda boğulmak üzere olan insanın yardım istemesi gibi olan samimiyetiyle mümkündür. Bu konuda benimsenen bir yaygın kanaat de şudur İsm-i a’zam dua konusuna göre değişmektedir. Bunlara göre Allah’ın her güzel ismi yerine göre ism-i a’zam olabilir. Bunu da belirleyen şey dua konumuza uygun olan güzel isim yada güzel isimlerin seçimidir. Bence bu sonuncu görüş daha isabetlidir. Nasıl dişimiz ağrıdığında ilgili doktora gidiyorsak, musluğumuz bozulduğunda da tesisatçıyı çağırıyorsak Allah’ın her bir güzel ismi de duruma göre yararlı olur. Hale uygun güzel isim veya güzel isimler işi ehline teslim etmek gibi güzel bir sonuç doğurabilir. Bu durumda ilgili güzel isim veya güzel isimler o durumun ism-i a’zamı olabilir. Tabii ism-i a’zam için daha başka güzel isimleri de kabul edenler bulunmaktadır. Kuran-ı Kerim’de Allah güzel isimleri ile dua edilmesi tevessül edilmesi üzerinde de durmuştur “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na en güzel isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır Araf suresi, ayet 180.” Bu ayette dikkati çeken nokta, bazı insanların Allah’ın bu güzel isimleri ile razı olmayacağı dualarda bulunmasıdır. Allah kulunun sadece dünyalık istemesinden hoşnut olmaz “Kim ahiret mahsulü isterse onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz. Şûrâ suresi, ayet 20.” Bu açıdan duada ahireti ihmal etmek büyük bir eksikliktir. Kuşkusuz bununla dünyalık istemenin doğru bir şey olmadığını iddia etmiyoruz. Demek istediğimiz şey, istediğimiz dünyalık ile ahirete dönük ve Allah’ın razı olacağı bir işi ve kazancı düşünmeliyiz. Allah’ın güzel isimleri ile dünyalık istemenin yanında başkalarının kötülüğünü, örneğin sevmediğimiz birinin ölümünü temenni etmek çok tehlikelidir. Belki böyle bir beddua kabul olunabilir, ama kişi bununla büyük bir bedel ödeyebilir. Örneğin başkalarının da onun aleyhinde yapacağı ufacık bir beddua hemen yerini bulabilir. İnsanlara karşı merhametli olmak, onların kusurlarını bağışlamak, işleri Allah’a havale etmek bize başkalarının beddualarında bir kalkan gibi vazife görecektir. Kısacası başkalarına reva gördüğümüz muameleyi Allah bizim kaderimiz kılabilir. Aslında başımıza gelen kötü şeyler her ne kadar insanlar eliyle de gerçekleşse Allah’ın izni ve yaratmasıyla meydana gelmektedir. Bunun da genellikle nedeni günahlarımızdır. Başkalarına beddua etmeden, öfkelenmeden ve zarar vermeden önce ilgili bela ve musibetin nedenini kendimizde aramalıyız. Bu Allah’ın bir kanunudur. Şu ayet-i kerimeler buna işaret etmektedirler “Başınıza gelen her musibet, işlediğiniz günahlar nedeniyledir. Hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder Şûrâ suresi, ayet 30.”, “Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her kötülük ise nefsinden dolayıdır Nisâ suresi, ayet 79.” Allah’ın bazı güzel isimleri insanlara ad olarak da verilmektedir Metin, Kadir, Samet, Reşit, Nur, Mecit, Celil, Aziz, Halil gibi. Bunda dini bir sakınca olmamakla birlikte bu güzel isimlerin kul anlamına gelen “Abd” sözcüğü ile birleşik isim olarak kullanılması daha uygundur Abdulkadir, Abdussamed, Abdürreşid, Abdulhamid gibi. Yalnız Allah’ın bazı güzel isimlerinin bizzat peygamber tarafından insanlara ad olarak verilmesi yasaklanmıştır Başta Allah özel ismi olmak üzere, Rahmân, Rabb, Hakem, Ahad gibi. Allah’ı güzel isimleri ile tanıyan ve O’na güzel isimleri ile inanan birisinin Teist yada Deist olması olanaksızdır. Allah’ın zikrinde gözetilecek asıl amaç, O’nun rızasıdır. O’nun güzel isimleri ile dünyalık isterken utanmamız gerekir. Zira Allah’ın indinde bu dünyanın hiçbir değeri yoktur. Bu konuya peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle işaret etmişlerdir “Eğer Allah’ın yanında dünyanın bir sivrisinek kanadı kadar değeri olsaydı kafirler ondan bir yudum su içemezlerdi.” Başka bir hadis-i şeriflerinde de “Dünya lanetlidir, dünyada olan her şey lanetlidir; yalnız Allah için olan bunun dışındadır.” buyurmuşlardır. Allah ahirette inanan kulları için akla gelemeyecek, hayal edilemeyecek nice nimetler yaratmıştır. Kuşkusuz cehennemden sığınmak, cenneti istemek de güzel şeylerdir. Ama Allah’ın rızası bunlardan daha öte, daha güzel olan bir amaçtır. O’nun rızası kazanıldığı zaman elbette cehennem bizden uzak, cennet de bizim mekanımız olacaktır. Allah’a geçek anlamıyla iman eden âşıklar ve ârifler O’nun cemalini görmek için cennete de değer vermemişlerdir. Allah’ın Doksan Dokuz İsmi, Kısa Açıklamaları ve Ebced Değerleri Hüve’l-lahi’llezi lâ-ilâhe illâ Hu. 66 2. er- Rahmân Herkese acıyan, merhametli. 298 3. er-Rahîm Esirgeyen. 258 4. el-Melikü Gerçek hükümdar. 90 5. el-Kuddûsü Eksiklik ve kusurdan uzak olan, her türlü kemal sıfata sahip 6. es-Selâmü Varlıklara esenlik ve afiyet veren. 131 7. el-Mü’minü Müslümanlara müminlik vasfını veren, onları gazabından emniyete çıkaran. 137 8. el-Müheyminü Gözetleyen, yapılan amelleri tasdik eden, güvenilir, velileri koruyan. 145 9. el-Azîzü Şeref yüceliği, galip gelme. 94 10. el-Cebbâru Dilediği şeyi yapan, yaptıran, dilediği şeye zorlatan. 206 11. el-Mütekebbiru Büyüklük ve üstünlük 12. el- Hâlıku Yoktan yaratan. 731 13. el-Bâri’u Varlık türlerini uygun ve ölçülü yaratan. 214 14. el-Musavviru Varlık türünün her bir bireyini belli özellik, nitelik ve nicelikte yaratan onlara betimleyebileceğimiz biçimleri veren. 336 15. el- Gaffâru Günahları çok bağışlayıcı olan. 1281 16. el-Kahhâru Öfkesi ve cezası şiddetli olan; her varlığa hakim olan ve üstün gelen. 306 17. el-Vehhâbu Her şeyi karşılıksız bağışlayan, veren. 14 18. er-Rezzâku Rızık veren. 308 19. el-Fettâhu kapalı şeyleri açan; sıkıntıları ortadan kaldıran ve sorunları çözen; hakla batılın arasını açan. 489 20. el-Alîmu Her şeyi bilen. 150 21. el-Kâbidu Sıkan, daraltan. 903 22. el-Bâsitu Genişlik ve ferahlık veren. 72 23. el-Hâfidu Aşağı indiren, dereceleri düşürten 24. er-Rafî’u Yukarı yükselten, dereceleri artıran. 351 25. el-Mu’izzu Şeref, izzet, haysiyet ve namus yüceliği veren. 117 26. el-Müzillü kulun yaptığı günahlar sonucu toplumdaki şeref, hassasiyet ve namus gibi değerlerini lekelemesine izin veren, bunları elinden alan, zillete düşüren. 170 27. es-Semî’u Her şeyi işiten. 180 28. el-Basîru Her şeyi gören 302 Allah Kuran-ı Kerim’le insana ve topluma hükmeder 68 30. el-Adlu Eksiksiz, mutlak adalet 31. el-Latîfu Lütfu bol olan; ince derin anlamları bilen; latif varlıklara hükmeden. 129 32. el-Habîru Her şeyden haberi olan. 812 33. el-Halîmu Kulun yaptığı kötü şeylere yumuşak davranan, anlayışlı olan. 88 34. el-Azîmu Ululuk, yücelik sahibi. 1020 35. el-Gafûru Günahları bağışlayan. 1286 36. eş-Şekûru Asıl kendisine teşekkür edilecek yüce varlık. 526 37. el-Aliyyu Varlıkların nitelik ve niceliği ile karşılaştırılması doğru olmayan Allah’ın kudretinin ve zatının yüceliği. 110 38. el-Kebîru Varlıkların nitelik ve niceliği ile karşılaştırılması doğru olmayan Allah’ın kudretinin ve zatının büyüklüğü. 232 39. el-Hafîzu Koruyan, saklayan. 998 40. el-Mukîtu Herkese hak ettiği karşılığı veren;rızıkları taksim eden, varlıklara günlük gıdalarını veren. 550 41. el-Hasîbu Kullarının hesabını bilen, gören. 80 42. el-Celîlü Azamet, yücelik, ululuk izzet sahibi olmak, heybetinden korku ve kaygı uyandırmak, emir ve yasaklar koymak, varlıklara özgü sıfatlardan uzak durmak. 73 43. el-Kerîmü Cömert olan. 270 Gözetleyen. 312 45. el-Mucîbu Duaları kabul eden. 55 46. el-Vâsi’u Allah her yönüyle varlıkları kapsayıcıdır, o’nun dini ve nimetleri geniştir. 137 Her işe Allah kaza ve kaderle hükmeder, Allah her işi bir hikmete göre yapar. 78 Allah müminleri sever, Allah asıl sevilecek olandır. 20 49. el-Mecîdü İhsanı, bereketi, rahmeti ile şanı, şerefi pek yüce ve büyük 50. el-Bâ’isu Ölüleri dirilten, peygamberleri gönderen. 573 51. eş-Şehîdü Kullarının her işine şahit olan, Kendi varlık ve birliğine kullarını şahit kılan. 319 52. el-Hakku Allah gerçeği ortaya serer, yalanı, yanlışı geçersiz kılar. 108 53. el-Vekîlü Allah zulme uğrayanların, her işte Kendisine güvenenlerin vekilidir. 66 54. el-Kaviyyu Allah sınırsız güç ve kudret sahibidir. 117 55. el-Metînü Allah gücü azalmayandır. 500 56. el-Veliyyü Allah müminlerin dostudur, seçtiği kulları Kendisine dost kılar. 46 57. el-Hamîdu Övgüye layık olan. 68 58. el- Muhsî Allah varlıkları ve onların sayılarını bilendir. 148 59. el-Mübdi’ü Allah ilk kez, örneksiz yaratandır. 56 60. el-Mü’îdü Allah öldükten sonra ikinci kez, tekrar hesap için yaratandır. 124 61. el-Muhyî Ölüleri diriltendir. 68 62. el-Mümîtü Hayatı alan, öldüren. 490 63. el-Hayyu Allah diridir. 18 64. el-Kayyûmu Allah varlığının devamı için kimseye muhtaç değildir, her varlık Onunla ayakta durmaktadır, varlığının devamı için Ona muhtaçtır. 156 65. el-Vâcidu İstediğini bulan, meydana getiren. 14 66. el-Mâcidu Allah şanına, şerefine, yüceliğine, büyüklüğüne uygun olarak ihsan, rahmet, bereket sahibidir. Allah ihsanı, rahmet, bereketiyle dilediği kişinin şanını, şerefini, kadrini yükseltir. 48 67. el-Vâhidu Allah sıfatlarında ve güzel isimlerinde birdir. Onun sıfatlarında ve güzel isimlerinde bir ortağı yoktur. 19 68. el-Ahadu Allah zatında eşsiz ve benzersizdir. 13 69. es-Samedu Hiçbir ihtiyacı olmayan, kimseye muhtaç olmayan, izni olmadan hiçbir işin hükme bağlanmadığı ve ihtiyaçlar konusunda kendisine başvurulan lider. 134 70. el-Kâdiru Her şeyi yapabilen, edebilen. 305 71. el-Muktediru Her şeye gücü, kudreti yetebilen. 144 72. el-Mukaddimu Çeşitli konularda hikmeti gereği dilediğini öne geçiren. 184 73. el-Muahhiru Dilediği konularda hikmeti gereği dilediğini geriye bırakan. 846 74. el-Evvelü Öncesi olmayan ilk. 37 75. el-Âhiru Sonrası olmayan son. 801 76. ez-Zâhiru Allah evrendeki ayetleri ile sıfat ve güzel isimlerini ortaya sermiştir. Kendisi’ni belli etmiştir. 1106 77. el-Bâtınu Allah zatını duyu organlarının algılamasından gizlemiştir. Allah’a gönül yolu ile 78. el-Vâlî Yöneticilerin yöneticisi, mülkünde istediği gibi tasarruf 79. el-Müteâlî Aşkın, bütün yaratılmışlardan farklı olan. 551 80. el-Berru İyilik eden, iyiliği çok olan. 202 81. et-Tevvâbu Kula günahlardan tövbe etme nimeti veren, kulun tövbesini kabul eden. 409 82. el-Muntekimu Suçluları cezalandıran, mazlumun hakkını alan. 630 83. el-Afüvvu Günahları affeden, silen. 156 84. er-Raûfu Pek şefkatli 85. Mülki Allah mülkün gerçek Celâli ve’l-İkrâmi Allah ululuk ve ikram sahibidir. 1098 Muksitu Allah denge, ölçü ve adalet sahibidir. 209 86. el-Câmi’u Dağınık şeyleri bir araya toplayan, parçaları, gönülleri birleştiren. 114 87. el-Ganiyyu Allah kimseye muhtaç olmayan 88. el-Muğnî Allah dilediğini zengin 89. el-Mu’tî Allah hikmeti gereği dilediğine ihsanda 90. el-Mâni’u Allah hikmeti gereği dilediğine hayrı, şerri engelleyendir. 161 91. ed-Dârru Şer, zarar hikmeti gereği Allah’tan 92. en-Nâfi’u Hayır, iyilik hikmeti gereği Allah’tan gelir. 201 93. en-Nûru Nurlandıran, nur kaynağı. 256 94. el-Hâdî Kalplere hidayet yolunu gösteren, insanlara hidayet veren. 20 95. el-Bedî’u Allah eşsizdir, benzersizdir; örneksiz yaratandır. 86 96. el-Bâkî Var oluşunun sonu olamamak. 113 97. el-Vârisu Her şeyin tek varisi; hakiki sahibi olan. 707 98. er-Reşîdu Doğru yola ulaştıran, irşad eden. 514 99. es-Sabûru cezaları erteleyen, çok sabırlı. 289 99. es-Sabûru Muhsin İyi ‹ ... Zikir, Zikrin Önemi. ›
Esmaül Hüsna nedir? Allah’ın 99 ismi ve anlamları, zikir adetleri ve ebced değerleri, Günlük okunacak Esmaül Hüsna zikirleri ve sayıları. Allah’ın isimleri nelerdir ve hangi anlamlara gelmektedir?Allah’ın isimleri okumak, anlamı ve faydalarını öğrenmek, Allah’ın isimleri ezberlemek için yazılarımızdaki ayrıntıları 99 ismi Esmaül HüsnaEsmaül Hüsna Anlamı Nedir?İslam’da imanın ilk şartı Allah’a inanmaktır. Müslümanlar olarak, güzel isim ve sıfatlarına göre Allah’a inanıyoruz. Allahu Teala, kendisini tanımamız ve kim olduğunu anlamamız için öncelikle Kur’an-ı Kerim’de isimlerini defalarca zikretmiştir. Allah’ın isimlerini öğrenmek, anlamak ve ezberlemek, O’na inanmanın doğru yolunu bulmamıza da yardımcı Hüsna, Allah`ın güzel isimleri demektir. İsmin çoğulu olan esma kelimesiyle en güzel anlamında ki hüsna kelimesinin oluşturduğu esma-i hüsna el-esmaü’l hüsna yüce Allah’ın bütün isimleri için bir ifade olup Esma ve Hüsn kelimelerinden oluşmaktadır. Türkçe anlamı olarak “En güzel isimler” anlamına gelir. Esmaül Hüsna ile bahsedilen mana ise Allah’ın Kuran ve Peygamber Efendimiz vasıtasıyla bize bildirdiği Allah’ın 99 ismi Suresi 8. ayette geçen ifadesi ile “Allah kendisinden başka ilah olmayandır. En güzel isimler ona mahsustur.” Rabbimizin bütün isimlerini ifade etmek amacı ile bu tamlama kullanılmaktadır. Ayet ve hadislerde geçen şekli ile Allah’ın en güzel 99 ismi Esmaül Hüsna olarak tabir edilmektedir. Ancak ayetlerden öğrendiğimiz kadarı ile Allah’ın ismi 99 sayısı ile sınırlı değildir. Daha pek çok ismi bulunmakla birlikte manası en güzel isimler bu şekilde bir araya büyük hadis kitaplarından olan Müslim ve Buhari’de Allah’ın 99 isminin ezberlenmesinin çok faydalı olduğu, hatta Cennet’e girmeye vesile olduğu dua ederken bu isimleri kullanmak oldukça önemlidir. Hatta anlamlarını bilerek dua etmenin daha etkili olduğu söylenmektedir. Örneğin hastalıktan kurtulmak için “Şafi” ismi ile şifa talebinde bilinen 99 ismi tüm kitaplarda güzel isimler olarak geçerken bu isimleri tekrarlayanlara bazı ilimler ve şifaların olduğu da yazımızda da sizlere Allah’ın en güzel 99 ismi ve anlamlarını, Esmaül Hüsna isimleri, zikir adetleri ve ebced değerleri, günlük okunacak Esmaül Hüsna zikirleri ve sayıları ve zikredildiği takdirde maddi manevi hastalıklara şifa ve sıkıntılara yine Allah’ın izniyle şifa olacağını anlatmaya Hüsna ile ilgili Ayet ve Hadisler“En güzel isimler Allah’ındır. O halde, O’na bu güzel isimlerle dua edin ve O’nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın….” A’râf, 7/180; bk. Tâhâ, 20/8; Haşr, 59/24Esmâ-i hüsnâ deyimi geniş anlamıyla bütün bu isimleri ve sıfatları içine almakla birlikte terim olarak daha çok –bir hadiste topluca zikredilen doksan dokuz ismi kapsadığı kabul edilir Buhârî, “Tevhid”, 12; Müslim, “Zikir”, 5.“Allah’ın 99 ismi vardır. Bu isimleri ezberleyen kimse cennete girer.” Buhârî, Deavat, 68. VII, 169“Allâh’ın 99 ismi vardır. Bu isimleri sayan kimse cennete girer.” Müslim, Zikr, 6. III, 2062Kalpler ancak Allâhʼı zikretmekle huzur bulur.” er-Rad, 28Ve keza, her bir zîhayat hayat sahibi, çok isim ve sıfatların tecellîsine bir zîhayat vücuda geldiğinde Bâri isminin cilvesine, teşekkülünde Musavvir sıfatının cilvesine, gıdalandığı zaman Rezzak isminin cilvesine, hastalıktan şifa bulduğunda, Şâfi isminin tecellîsine ve hâkezâ, tesirde mütesanit, âsârda mütehalif, çok sıfat ve isimlere mazhardır. Risale-i Nur / Mesnevi-i Nuriye s56Esmaül Hüsna Anlamı Ne Demek?Esmâ-i hüsnâ Allah’ın en güzel isimlerinin bir araya getirilmesini ve Allah’a nisbet edilen isimleri ifade eder. Sadece Kur’an’da geçen ilâhî isimler 100’den fazladır; muhtelif hadislerde Allah’a nisbet edilen başka isimler de mevcuttur. Esmâ-i hüsnâ, geniş anlamıyla bunların hepsini kapsamakla birlikte terim olarak daha çok doksan dokuz 99 ismi içerdiği kabul isimlerHüsna güzel, en güzelEsmâü’l hüsnâ Allâh’ın güzel isimleri anlamlarına En Güzel İsimleri Esmâü’l hüsnâ, Allah’ın bütün isimleri için kullanılan bir ifadedir. Bunlara “esmâ-i ilâhiye” de 99 ismini okumanın faziletleri ve faydaları çoktur. Allah’ın esmâ ve sıfâtlarının herbirisinde binler derece ihsan ve lütuf, güzellik ve muhabbet vardır. Esmaül Hüsnanın her bir isminde gizli manevi defineler, gizli lütuflar, faydalar ve faziletler keza, her bir zîhayat hayat sahibi, çok isim ve sıfatların tecellîsine Hüsna Nasıl Yazılır?Arapça olarak Esmaül Hüsna terimi doğru transkripsiyonu “El-esma El-hüsna” اَلأَسْماَءُ الْحُسْنَى şeklindedir. Bu, Arapça yazılışı “El-Esmaü’l-Hüsna” olarak latince ve Türkçe HÜSNA SIRALAMASIAllah’ın 99 İsmi Anlamı ve Zikir sayılarıAşağıda Allahu Teala’nın 99 ism-i şerifi sırasıyla ve yanında Ebced değeri zikir adedi ile birlikte verilmiştir. Her bir ismin detaylı anlamı ve fazileti hakkında bilgi için linkleri Zikir Adesi 66 – O kendinden başka hiçbir ilah bulunmayan tek bir Allah’tırEr-Rahmân Zikir Adedi 298 – Esirgeyici, bütün mahlukatına rahmetiyle muamele edenEr-Rahîm Zikir Adedi 258 – Bağışlayıcı, sevdiklerine ve müminlere merhamet edenEl-Melik Zikir Adedi 90 – Kainatın ve Tek Mülkün sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olanEl-Kuddûs Zikir Adesi 170 – Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olanEs-Selâm Zikir Adedi 131 – Kullarını selamete çıkaran, Her çeşit afet ve kederlerden emin olanEl-Mü’min Zikir Adedi 137 – Kullarına emniyet veren. Kendinin ve peygamberlerinin doğruluğunu ortaya koyan, kullarına yaptığı vadinde sadık olanEl-Muheymin Zikir Adedi 145 – Saltanatı hakkında dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi gözetip koruyanEl-Aziz Zikir Adedi 94 – İzzet sahibi, mağlup edilmesi mümkün olmayan ve her şeye galip, aziz olanEl-Cebbâr Zikir Adedi 206 – Azamet ve kudret sahibi, istediğini mutlak yapan, dilediğine muktedir olanEl-Mütekebbir Zikir Adedi 662 – Ululuk sahibi, her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösterenEl-Hâlık Zikir Adedi 731 – Her şeyin varlığını ve geçireceği halleri takdir eden, yaratan, yoktan var eden büyüklükte eşi olmayanEl-Bâri Zikir Adedi 214 – Her şeyin aza ve cihazını birbirine uygun yaratanEl-Musavvir Zikir Adedi 336 – Tasvir eden, her şeye bir şekil, özellik ve hususiyet verenEl-Gaffâr Zikir Adedi – Kullarının günahını örten, mağfireti çok, günahları bağışlayıcı olanEl-Kahhâr Zikir Adedi 306 – Her şeye, her istediğini yapacak surette, galip ve hâkim olanEl-Vehhâb Zikir Adedi 14 – Çok fazla ihsan eden, çeşit çeşit nimetleri daima bağışlayanEr-Rezzâk Zikir Adedi 308 – Bütün mahlukatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayanEl-Fettâh Zikir Adedi 489 – Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, darlıktan kurtaranEl-Alim Zikir Adedi 150 – Her şeyi en ince noktasına kadar iyi bilen, ilmi ebedi ve ezeli olanEl-Kâbid Zikir Adedi 903 – Dilediğine darlık veren, sıkan, daraltanEl-Bâsit Zikir Adedi 72 – Dilediğine bolluk veren, açan, genişletenEl-Hafid Zikir Adedi – Dilediğini yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, dereceleri düşürenEr-Rafi’ Zikir Adedi 351 – Dilediğini yukarı kaldıran, yükselten, dereceleri yükseltenEl-Muiz Zikir Adedi 117 – İzzet veren, aziz kılanEl-Muzil Zikir Adedi 770 – Zillete düşüren, zelil, hor ve hakir edenEs-Semi’ Zikir Adedi 180 – Her şeyi işiten, kullarının niyazını kabul edenEl-Basir Zikir Adedi 302-112 – Her şeyi görenEl-Hakem Zikir Adedi 68 – Hükmeden ve Hikmet sahibi olan, yaptığı her işte hikmeti gözetenEl-Adl Zikir Adedi 104 – Son derece adaletli olanEl-Latîf Zikir Adedi 129 – En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, lütuf ve ihsan sahibi olanEl-Habîr Zikir Adedi 812 – Her şeyi iç yüzünden, gizli tarafından haberdar Zikir Adedi 88 – Hemen ceza vermeyen, Yumuşak davranan, hilmi çok olanEl-Azîm Zikir Adedi – Pek azametli olan, yüce olanEl-Gafûr Zikir Adedi – Affı ve mağfireti pek çok olan, çok bağışlayan, mağfireti çok olanEş-Şekûr Zikir Adedi 526 – Kendini rızası için yapılan amelleri daha ziyadesi ile karşılayanEl-Aliyy Zikir Adedi 110 – Pek yüce ve yüksek olanEl-Kebîr Zikir Adedi 232 – En büyük olanEl-Hafîz Zikir Adedi 998 – Yapılan işleri bütün tafsilatıyla hıfzeden, her şeyi afat ve beladan koruyan, muhafaza edenEl-Mukît Zikir Adedi 550 – Bilen, tayin eden. Her yaratılmışın rızkını verenEl-Hasîb Zikir Adedi 80 – Herkesin ve her şeyin hayatı boyunca yaptıklarının bütün teferruatıyla hesabını iyi bilen. Mahlukatına kafi olanEl-Celîl Zikir Adedi – Azamet sahibi olan, Celil ve ululuk sahibi olanEl-Kerîm Zikir Adedi 270 – Lûtfu ve Keremi çok geniş olan, Çok ikram edici olanEr-Rakîb Zikir Adedi 312 – Bütün varlıklar ve bütün işler murakabesi altında bulunanEl-Mücîb Zikir Adedi – Kendine yalvaranların isteklerini veren, duaları kabul edenEl-Vâsi’ Zikir Adedi 137 – Lütfu bol, geniş olanEl-Hakîm Zikir Adedi – Emirleri, kelamı ve bütün işleri hikmetli, hikmet sahibi olanEl-Vedûd Zikir Adedi 20-400 – İyi kullarını seven, rızasına indiren ve sevilmeye layık olanEl-Mecîd Zikir Adedi – Şanı, şerefi çok üstün, yüce olanEl-Bâis Zikir Adedi 573 – Ölüleri dirilten, kabirlerden yeniden çıkaranEş-Şehîd Zikir Adedi 319 – Her zaman ve her yerde hazır ve nazır olanEl-Hakk Zikir Adedi 108 – Hakk, varlığı hakikî bulunan, Ahirette hakkı batıldan ayıran, hak sahiplerine haklarını verenEl-Vekîl Zikir Adedi 66 – Tevekkül sahiplerinin işini düzeltip onlardan daha iyi temin edenEl-Kavî Zikir Adedi 116 – Pek kuvvetliEl-Metîn Zikir Adedi 500 – Pek güçlüEl-Veliyy Zikir Adedi – Sevdiği kullarının, seçkin kullarının dostu olanEl-Hamîd Zikir Adedi – Ancak kendine hamd edilen, bütün varlığın diliyle övülenEl-Muhsî Zikir Adedi 148 – Sonsuz varlığının, bir bir her şeyin sayısını bilenEl-Mübdi Zikir Adedi 57 – Mahlukatı maddesiz ve örneksiz olarak baştan yaratanEl-Muîd Zikir Adedi 124 – Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratanEl-Muhyî Zikir Adedi 68 – İhya eden, dirilten, can bağışlayan, sağlık ve hayat verenEl-Mumît Zikir Adedi 490 – Canlı bir mahlukatın ölümünü yaratan, öldürenEl-Hayy Zikir Adedi 18-324 – Ezeli ve Ebedi Diri olan, tam ve mükemmel manasıyla hayat sahibi olanEl-Kayyûm Zikir Adedi 156 – Gökleri ve yeri her şeyi tutan, Yarattıklarının işini çeviren her işleneni bilen, evveli olmayanEl-Vâcid Zikir Adedi 14-196 – İstediğini, istediği vakit bulanEl-Mâcid Zikir Adedi 48 – Kadri ve şanı büyük, kerem ve müsamahası bolEl-Vâhid / El-Ehad Zikir Adedi – Tek. Zatında, sıfatlarında, isimlerinde ortağı ve benzeri olmayan, Asla ortağı ve benzeri olmayanEs-Samed Zikir Adedi 134 – Her şey Ona muhtaç, fakat O hiçbir şeye muhtaç olmayan, İhtiyaçları giderenEl-Kâdir Zikir Adedi 305 – Dilediğini, istediği gibi yaratmaya muktedir olanEl-Muktedir Zikir Adedi 744 – Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde dilediği gibi tasarruf edenEl-Mukaddim Zikir Adedi 184 – Dilediğini ileri geçiren, öne getiren, öne alanEl-Muahhir Zikir Adedi 847 – Dilediğini erteleyen, geri koyan, arkaya bırakanEl-Evvel Zikir Adedi 37 – Başlangıcı olmayan, Her şeyden önce var olanEl-Âhir Zikir Adedi 801 – Sonu olmayan, Her şey helak olduktan sonra geri kalanEz Zâhir Zikir Adedi – Her şeyde görünen, Varlığı sayısız delillerle açık olanEl-Müteâlî Zikir Adedi 551 – Aklın mümkün gördüğü her şeyden, her halden pek yüce olan, Yüceliği tasavvur edilemeyenEl-Bâtın Zikir Adedi 62 – Akılların idrak edemeyeceği yüceliği gizli olanEl-Vâlî Zikir Adedi 47 – Bu muazzam kainatı ve bütün hadisatı tek başına idare edenEl-Berr Zikir Adedi 202 – Kullarına iyilik ve ihsanı, nimetleri bol olanEt-Tevvâb Zikir Adedi 409 – Tevbeleri kabul eden, günahları bağışlayanEl-Müntekim Zikir Adedi 630 – Günahkarlara, adaletiyle, müstahak oldukları cezayı verenEl-Afuvv Zikir Adedi 156 – Çokça Affeden, mağfiret edenEr-Raûf Zikir Adedi 287 – Merhamet edici, Pek şefkatli olanMâlikü’l-Mülk Zikir Adedi 212 – Mülkün ebedi ezeli ve asıl sahibi olanZü’l-Celâli ve’l-İkrâm Zikir Adedi – Hem azamet sahibi, hem fazl-ı kerem sahibi olanEl-Muksit Zikir Adedi 209 – Hükmünde ve işlerinde adaletli olanEl-Câmi Zikir Adedi 114 – Dilediğini istediği zaman istediği yerde toplayanEl-Ganî Zikir Adedi – Çok zengin, hiç bir şeye muhtaç olmayanEl-Muğnî Zikir Adedi – Dilediğine zenginlik veren, müstağni kılanEl-Mâni’ Zikir Adedi 161 – Dilediği şeylerin meydana gelmesine müsaade etmeyen, engelleyenEd-Dârr Zikir Adedi – Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan, hüsrana uğratanEn-Nâfi’ Zikir Adedi 201 – Hayır ve menfaat verecek şeyleri yaratan, faydalandıranEn-Nûr Zikir Adedi 256 – Alemleri aydınlatan, nurlandıran dilediğine nur eden, nur olanEl-Hâdî Zikir Adedi 20-400 – Hidayete kavuşturan, kulunu hayırla muvaffak kılanEl-Bedî’ Zikir Adedi 86 – Örneksiz, misalsiz, acayip ve hayret verici alemler yaratan, Benzersiz, hayret verici alemler yaratanEl-Bâkî Zikir Adedi 113 – Varlığının sonu bulunmayan, ebedi olanEl-Vâris Zikir Adedi 707 – Varlığı devam eden, servetlerin hakiki sahibiEr-Reşîd Zikir Adedi 514 – Bütün alemleri dosdoğru bir nizam ve hikmetle akıbetine ulaştıranEs-Sabûr Zikir Adedi 298 – Çok sabırlı olan, isyankarlardan acele intikam almayanAllah’ın 99 ismi Esmaül Hüsna Anlamları ile birlikteEsmaül Hüsna her gün okunur mu?Haftanın her gününe göre okunacak Esmaül Hüsna isimleri Ebced değerlerine göre belirlenir. Eski âlimler bu isimleri ebced sayılarına göre tesirli ve daha faziletli olduğu günleri belirlemişlerdir. Esmaül Hüsna’da geçen tüm ismi şerifler her gün Allah rızası için ve her türlü istek ve sıkıntılarınız için okunabilir. Eğer gününde ve saatinde okunursa daha tesirli olur. Daha fazla bilgi için Günlük Okunacak Esmaül Hüsna sayfamızı ziyaret 99 ismi ve AnlamlarıAllahü Teala’nın Kuran-ı Kerim ve Hadislerde geçen 99 ism-i şerifi ve Türkçe Anlamları.. Büyük faziletleri bulunan Allah’ın 99 ismi sırasıyla Esmaül HüsnaAllah’ın 99 ismi Esmaül Hüsna
esmaül hüsna yüce allah ın cc 99 ismi zikri indir